Enerji depolama sistemleri adını verdiğimiz geniş çaplı lityum iyon batarya uygulamalarının bir çok faydası olduğunu biliyoruz. Teorik hesaplamaların dışında gerçek saha uygulamalarının daha çok ikna edici olacağını düşünürüz. Elektrik enerjisi dağıtım şirketlerinin depolama konusundaki ilerlemeler sayesinde güneş veya rüzgar santrallerinin yaygınlaştırılmasına ilgi duyduklarını da eklemek gerekir. Güneş panelleri veya rüzgar türbinleri yeni icatlar değildir. 1990’lı yıllarda yenilenebilir enerjiyi savunanlara karşı getirilen en büyük eleştiriler verimlilik alanındaydı. Güneşin yoğun enerji verdiği saatlerde kullanımın düştüğü ancak akşam saatlerinde elektrik ihtiyacı arttığında güneşten faydalanılamadığı ifade ediliyordu. Benzer yaklaşımlar rüzgar için de yapılıyor, rüzgarın ne zaman duracağını bilemediğimizden öngörülebilirlik eksikliği vurgulanıyordu.

               2000’li yıllarda güneş panellerinde ve rüzgar santrallerinde yaşanan teknolojik gelişme ve aynı zamanda iklim değişikliği etkilerinin geniş kitleler tarafından yaşanıyor hale gelmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşması için uygun bir zemin yarattı. Ancak yine de güneşin ve rüzgarın olmadığı saatler için çözüm konusunda lityum iyon bataryalar devreye girene kadar etkin bir yanıt bulunamadı. Bugün artık yenilenebilir enerji santrallerinde tüketimin olmadığı saatlerde enerjiyi depolayarak tüketimin olduğu saatlerde kullanabilme imkanına sahibiz.  Söz konusu kullanımın hayali olmadığını gösteren bir yazı geçtiğimiz günlerde Amerika'da  The New York Times gazetesinde yayınlandı. Haberin başlığı şu şekildeydi:

 

Dev Piller ABD'nin Elektriği Kullanma Şeklini Dönüştürüyor

Kaliforniya'da hava karardıktan sonra  da güneş enerjisinden elektrik sağlıyorlar ve diğer eyaletlerdeki şebekeleri stabilize etmeye yardımcı oluyorlar. Ve teknoloji hızla genişliyor.

Bu haberin bizim günlük hayatımıza ne etkileri olacak kısmından önce içeriğini biraz aktarmak istiyorum. Haber yazarları Brad Plumer ve Nadja Popovich 7 Mayıs 2024 tarihli yazılarında, California eyaletinin 2021 yılı Nisan ayındaki elektrik besleme kaynaklarıyla 2024 yılı Nisan ayındaki kaynakları karşılaştırmışlar. Aşağıda sizlerle paylaştığım grafikte göreceğiniz gibi 2021 yılında aynı zaman diliminde güneş enerjisi sabah ve akşam arasında talebin önemli bir kısmını karşılıyormuş. Ancak akşam saatlerine geçildiğinde güneş enerji üretimi durduğu için artan elektrik talebini karşılamak için gaz santralleri ve ithal edilen elektrik devreye sokuluyormuş. Soldaki grafikte sarıyla gösterilen üzerinde ingilizce SOLAR POWER ifadesi olan kısım bu söylediklerimi Nisan 2021 için grafik üzerine gösteriyor. Sağdaki grafiğe geldiğimizde Nisan 2024 ki benzer tüketim eğrisine karşılık grafikteki sarı renkli havanın kapladığı yerin çok daha büyük hale geldiğini görüyoruz. Öyle ki gündüz saatleri içinde Kalifornia eyaleti,  eyalet dışından elektrik satın almıyor. Ancak grafikteki asıl değişim bu alanın yanı sıra koyu sarı renkte gösterilmiş olan ve üzerinde yine ingilizce BATTERIES ifadesinin yer aldığı bölümde oluyor. Bu koyu sarı renkli bölge güneş panellerinin bataryaları doldurarak akşam saatlerine aktardığı enerjiyi gösteriyor.

              

               Görüldüğü gibi Kaliforniya eyaleti hem güneş enerjisi kapasitesini arttırmış hem de batarya yoluyla stoklamaya yönelerek güneş enerjisinin yarattığı elektrik faydasını güneşin gökyüzünde görüldüğü saatlerin ötesine taşımayı başarmış. Grafiklerdeki diğer renkli alanların tümü sararmadığı sürece söz konusu teknoloji ve gelişmeler küçümsenebilir. Ancak bu gördüğümüz durum bugünkü güneş paneli ve batarya yatırımlarının ulaştığı noktayı gösteriyor. Batarya ve güneş paneli teknolojisinin gelişmesini bir kenara bırakıyorum. Kalifornia eyaleti yönetimi aldığı kararla eyaletin batarya kapasitesini artırmaya yönelmiş durumda. Açıkça görülüyor ki, elektrik dağıtım şirketleri yatırımların optimizasyonu ve üretimin verimliliği açısından batarya düzeneklerinin faydasını anlamış bulunuyorlar. Bunun yanı sıra kamu yönetiminin konuyu aynı şekilde anlayarak yaptıkları düzenlemelerle batarya yatırımlarını destek verdikleri görülüyor. Bu durum eldeki verileri kullanmak için bu yazıya temel aldığımız Amerika'ya özgü değil, Avrupa'da ve tabii ki Romanya'da aynı şekilde çalışmalar sürüyor.

               Romanya'da Temmuz ayının başında çıkarılan bir kanunla 3 ila 400 megavat arasındaki güneş enerjisi santrallerine batarya tesisi kurma zorunluluğu getirildi. 3 kW ile 400 kW arasında kurulu gücü olan mevcut üreticiler de 31 Aralık 2027'ye kadar enerji depolama sistemleri kurmakla yükümlü olacaklar. Bunu yapmazlarsa, şebekeye verebilecekleri elektrik satışı 3 kW ile sınırlı olacak. Yeni yasa tasarısı, enerji depolama sisteminin 3 kW ile 200 kW arasındaki güneş enerjisi santrallerine kapasitesinin en az %30'unu ve 200 kW ile 400 kW arasındaki güneş enerjisi santrallerine de en az %50'sini karşılamasını şart koşuyor. Yeni yönetmeliğe göre, üreticiler tarafından şebekeye aktarılan güç, depolama tesislerinin kapasitesini aşamayacak. Bu sayede Romanya'da altyapı yatırımlarının minimize edilmesi ve şebeke üzerindeki güç dalgalanmasının optimum şekilde kontrol altında tutulması mümkün olacaktır.

               Bir otomobil endüstrisi uzmanı olarak neden bu konuyla ilgileniyoruz sorusunu sorabilirsiniz. Cevap daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi içinde yaşadığımız dönemin büyük bir dönüşüm dönemi olduğunu görmem olarak verilir. Endüstri devriminden sonra gerçekleşen birçok teknolojik gündelik hayatımıza farklı biçimler verdi. Ancak temel enerji kaynağımız fosil yakıtlar olarak kaldı. Fosil yakıtlar sadece günlük hayata anlam ve şekil vermenin yanı sıra, jeopolitik gerçekliklerle savaşlara ve büyük sorunlara da kaynak oldu. Bu sorunların en zor ve en can yakıcı olanı ise iklim değişikliği olarak önümüzde duruyor. İklim değişikliğini durdurmanın ve mevsimleri ilkokulda öğrendiğimiz gibi; ilkbahar, yaz, sonbahar, kış şeklinde sırasıyla yaşayabilmemiz için karbon salınımlarından kurtulmuş bir uygarlık yaratmamız gerekiyor. Üretim teknolojilerinin her alanında etkileyen bu değişiklik doğal olarak otomotiv sektörü de ilgilendiriyor. Burada anlatmak istediğim batarya teknolojilerinin gelişmesinin sadece otomotiv ile ilgili olmadığı elektrik imalatı içinde bu teknolojilerin geliştirilmesinin ve verimliliğinin arttırılmasının zorunluluğunu belirtmektir.