Osmanlı'nın Tuna'daki Serhat Kalesi, Yunus Emre Enstitüsünün "Rehberim Türkçe Projesi" ile Türkçe Konuşmaya Başladı
Romanya Kültür Bakanlığı ile Yunus Emre Enstitüsü iş birliğinde yürütülen Rehberim Türkçe Projesi; ülke genelinde kültürel miras alanlarında Türkçenin bulunmasını, ziyarete gelen Türk dünyasından misafirlere kendi dilinde müzeleri gezmesini sağlıyor.

Bu kapsamda proje, Romanya’nın tarihi ve kültürel açıdan önemli yapılarından biri olan Hârşova Kalesi’ne de taşındı.

Hârşova Kalesi Türkçe Sesli Rehberle Ziyarete Açıldı

Tuna Nehri kıyısında yer alan ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış Hârşova Kalesi, Yunus Emre Enstitüsü tarafından Rehberim Türkçe Projesi kapsamında Türkçe basılı materyal ve sesli rehber sistemi ile Türk dünyasından ziyaretçilere kapılarını açtı.

Proje sayesinde kalenin tarihî, kültürel ve arkeolojik mirası Türk ziyaretçiler için daha erişilebilir hale gelirken bilgi panoları ve içerikler de Türkçeye çevrildi.

Geniş Katılımlı Açılış Töreni

Hârşova Kalesi'nde düzenlenen törene T.C. Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Köstence Vali Yardımcısı Şenol Ali, Hârşova Belediye Başkanı Viorel Ionescu, Yunus Emre Enstitüsü Romanya Koordinatörü Mustafa Yıldız, Romanya Müslümanları Müftüsü Murat Yusuf, Köstence Tarih Müzesi Müdürü Constantin Aurel Mototolea, Hârşova Kalesi-Carsium Müzesi Müdürü Constantin Nicolae, Türk iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan T.C. Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Türkiye ile Romanya arasındaki kültürel ilişkilerin her geçen gün güçlendiğini belirterek bu tür kalıcı ve yapıcı projelerin iki ülke arasındaki dostluğu pekiştirdiğini, bunda da Yunus Emre Enstitüsünün büyük payının olduğunu söyledi.

Köstence Vali Yardımcısı Şenol Ali, kültürel iş birliklerinin ortak tarihi mirasın korunmasına ve tanıtılmasına önemli katkı sunduğunu ifade ederek projenin devam etmesinin önemine dikkat çekerek, kendi memleketi olan ve çocukluğu Harşova’da geçen Ali, kale ile ilgili çocukluk anılarını paylaştı.

Hârşova Belediye Başkanı Viorel Ionescu, Hârşova Kalesi’nin uluslararası ziyaretçiler için daha görünür hale gelmesinden memnuniyet duyduklarını belirterek projenin şehrin tanıtımı açısından önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.
Hârşova Kalesi- Carsium Müzesi temsilcisi Constantin Nicolae, kültürel miras alanlarının farklı dillerde erişilebilir olmasının turizm ve tanıtım açısından büyük önem taşıdığını, uzun yıllar boyunca Türkler tarafından idare edilen kalede tekrar Türkçenin bulunmasının tarihine önemine vurgu yaptı.

Yunus Emre Enstitüsü Romanya Müdürü Mustafa Yıldız ise Hârşova Kalesi’nin Türkçeleştirilmesinin yalnızca teknik bir çeviri çalışması olmadığını vurgulayarak bunun ortak tarihe duyulan saygının ve Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğun somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Yıldız ayrıca, Hârşova Kalesi’nin yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını ve artık Türk ziyaretçilerin bu mirası kendi dillerinde daha güçlü bir bağ kurarak deneyimleyebileceğini ifade etti. Rehberim Türkçe Projesi’nin Romanya genelinde kültürel mirası Türkçe ile buluşturmaya devam ettiğini ve hem Romanya turizme katkı sağladığını hem de Türkler tarafından ziyaretçilerin de arttığını belirtti. 

Rehberim Türkçe Projesi Ülke Genelinde Yayılıyor

Yunus Emre Enstitüsü tarafından Romanya’da hayata geçirilen Rehberim Türkçe Projesi, daha önce Peleş Kalesi, Köstence Sanat Müzesi ve Grigore Antipa Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nde uygulanmıştı. Hârşova Kalesi ile birlikte proje, Romanya’daki önemli kültür ve turizm noktalarında Türkçeye erişimi yaygınlaştırma hedefini sürdürmüş oldu.

Kültürel Diplomasiye Katkı

Rehberim Türkçe Projesi ile Romanya’daki müze ve ören yerlerinin Türk turistler açısından daha erişilebilir hale getirilmesi hedeflenirken Türkiye ile Romanya arasındaki kültürel ilişkilerin de güçlendirilmesi amaçlanıyor. Tuna kıyısında yükselen taş surlar, bugün yalnızca geçmiş savaşların değil; kültürlerin birbirini anlamasının, ortak hafızanın korunmasının ve Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğun da sessiz tanığı olmaya devam ediyor. Hârşova Kalesi'nde yeniden duyulan Türkçe ise bu uzun tarihin en anlamlı yankılarından biri olarak ziyaretçilerini karşılıyor.

Harşova Kalesi’nin Tarihçesi

Bugünkü Hârşova'nın temelleri, Roma İmparatoru Traianus döneminde inşa edilen Carsium Kalesi'ne dayanıyor. Roma'nın Tuna sınırını koruyan en önemli askerî üslerden biri olan Carsium, Bizans döneminde de önemini korudu. Ancak Hârşova'nın gerçek yükselişi, 15. yüzyılın başlarında Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle başladı.

1417 yılında Osmanlı idaresine katılan şehir, yalnızca fethedilen bir kale olmadı; kısa sürede Dobruca'nın en önemli askerî, idarî ve ticari merkezlerinden birine dönüştü.

Osmanlı mühendisleri Roma ve Bizans surlarını güçlendirdi; topçu savaşlarına uygun yeni burçlar inşa etti. Kalenin çevresinde camiler, mescitler, hanlar, hamamlar, medreseler, dükkânlar, liman tesisleri ve mahalleler yükseldi. Tuna kıyısındaki küçük bir garnizon, birkaç on yıl içinde hareketli bir Osmanlı serhat şehrine dönüştü.

Evliya Çelebi'nin Hayran Kaldığı Şehir

1651 yılında Hârşova'ya gelen büyük seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde kaleyi yalnızca askerî gücüyle değil, şehir hayatıyla da anlatır. Kalenin kayalıklar üzerine kurulu heybetini "Göğe yükselen kale" sözleriyle tasvir eden Evliya Çelebi, batı cephesindeki dik uçurumlar nedeniyle aşağı bakmaya cesaret edilemediğini yazar.

En dikkat çekici ayrıntılardan biri ise şu ifadesidir: "Üç bin adım çevresi vardır."

Uzun yıllar tarihçiler bu ifadeyi abartılı buldu. Ancak son yıllarda Ukrayna ve Rusya arşivlerinde ortaya çıkarılan 18. yüzyıl askerî planları, Evliya Çelebi'nin anlattığı geniş tahkimat sistemini büyük ölçüde doğruladı. Bugün görülen küçük sur kalıntılarının aksine, Osmanlı dönemindeki Hârşova'nın surlarla çevrili büyük bir şehir olduğu bilimsel araştırmalarla ortaya konuldu. Evliya Çelebi ayrıca Hârşova'nın çarşısından, hanlarından, hamamlarından, limanındaki hareketlilikten ve güzel evlerinden söz eder. Onun satırlarında Hârşova, yalnızca bir kale değil; canlı ticaretin, farklı kültürlerin ve günlük hayatın iç içe geçtiği büyük bir Osmanlı şehridir.

Hârşova'nın kaderi, Osmanlı-Rus savaşlarıyla değişti. 18 ve 19. yüzyıllarda kale defalarca kuşatıldı. Rus topçularının yoğun bombardımanı surlarda büyük tahribata yol açtı. 1829 Edirne Antlaşması'nın ardından kale askerî önemini büyük ölçüde kaybetti; 1878 Berlin Antlaşması ile Dobruca'nın Romanya'ya bırakılmasıyla 460 yıllık Osmanlı dönemi sona erdi.
Bugün geriye yalnızca surların bir bölümü kalmış olsa da, arkeolojik kazılar ve tarihî belgeler Hârşova'nın bir zamanlar Dobruca'nın en büyük Osmanlı şehirlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Advert

Advert

Advert

Advert