Advert

Advert
Advert

Advert
Romanya'daki Türklerin sesi
Romanya'daki Türklerin sesi
KÖŞE YAZISI

16 AY ÜLKEME DÖNMEDEN ROMANYA PANDEMİ DÖNEMİ BATCA OTEL

Mehmet Fuat Ergün Mehmet Fuat Ergün Yazarın tüm yazıları
08-10-2026 11:53 3 dk okuma 74
Paylaş:

Son günlerde, özellikle evimde sabah kahvaltımı yaparken, Romanya'da 16 ay boyunca ülkeme dönmeden, bir otel odasında tek başıma kaldığım günler gözümün önüne geliyor. Sanki o günleri yeniden yaşıyorum.
Okuyan ve araştıran biri olarak, bu duygunun beynimle ve hafızamla ilgili olduğunu biliyorum. Ama yine de benden daha akıllı olduğunu düşündüğüm yapay zekâ GPT'ye yaşadıklarımı bütün ayrıntılarıyla anlattım.
Aldığım cevap tam anlamıyla beni anlatıyordu.
Ben de bu durumu sizlerle paylaşmak istedim.
İnsan bazı yerlerden ayrılır ama bazı yerler insanın içinden hiç ayrılmaz.
Bunu son zamanlarda her sabah kahvaltı yaparken daha iyi anlıyorum.
Nedense ülkemde kahvaltı masama oturduğumda, yıllar önce Romanya'da Drăgaşăni Batca otelde geçirdiğim günler gözümün önüne geliyor.
Oysa aradan yaklaşık 6 yıl geçti.
2020-2021 yıllarıydı.
Romanya'da, Dacia Renault'da kullanılacak saç parçaların robot teknolojisiyle üretileceği Çoşkunöz fabrikasının kuruluş çalışmalarında görev aldım.
Bir gece beklenmedik bir haber geldi:
Romanya hükümeti, pandemi nedeniyle sokağa çıkma yasağı kararı almıştı.
“Türkiye'ye gidin. Yoksa gidemeyebilirsiniz.”
Yaklaşık 20 ye yakın Çoşkunöz çalışanı gece yarısı Türkiye'ye döndü.
Ben kalmayı tercih ettim.
Çünkü orada yapılması gereken işler vardı. Romanya'daki geçmişimden dolayı, herhalde aç kalırsam Romen halkının beni sahipsiz bırakmayacağını düşündüm. Daha da önemlisi, görevimi yarım bırakıp dönmek istemedim.
Ve sonuç?
Tam 16 ay boyunca ülkeme dönmeden Romanya'da kaldım.
Bir otelde, hafızamdan silinmeyecek Romanya Dragaşani BATCA otelde.
Tek başıma...
Bugün geriye dönüp baktığımda, o 16 ayın hayatımın en ilginç dönemlerinden biri olduğunu düşünüyorum.
O zaman bunun farkında değildim.
Çünkü insan çoğu zaman yaşadığı olayın önemini, olay bittikten yıllar sonra anlıyor.
Tek başıma otel odamda, otelde kalan yiyeceklerle karnımı doyuruyordum. Sağ olsun, otel sahibi Nelu bey, yalnızca benim için otelini açık tuttu.
Otelde bekçi dâhil hiçbir çalışan yoktu. Çünkü onların da sokağa çıkma yasağı vardı.
Kafamda Türkiye vardı.
Ailem vardı.
İşim vardı.
Çoşkunöz vardı.
Dacia Renault vardı. (İnanın biz üretimi aksatırsak Dacia'da aksatacaktı.)
Romanya vardı.
Ve geleceğin ne getireceğini tam olarak bilememenin verdiği büyük bir belirsizlik vardı.
Ama yine de hayat devam ediyordu.
Bir, iki ay odamdan dışarı adım atmadım. Fabrika tamamen kapalıydı. Aylar sonra, özellikle fabrika çalışanlarına izin verildikten sonra, sınırlı saatlerde yatırım hâlindeki fabrikaya gitmeye başladım.
Günler birbirini kovalıyordu.
Haftalar...
Aylar...
Sonunda 16 ay...
İşte asıl düşündüğüm konu bu.
Bugün kahvaltı masama oturduğumda, nedense o günleri hatırlıyorum.
Bazen görüntü olarak...
Bazen bir duygu olarak...
Bazen de sadece o yılların atmosferi geliyor aklıma.
Sanırım bunun çok basit ama derin bir açıklaması var:
Hafıza yalnızca olayları değil, olayların yaşandığı ortamları ve tekrarlanan davranışları da kaydediyor.
O günlerde her sabah kahvaltı yapıyordum.
Bugün de yapıyorum.
Beynim belki de bu iki zamanı birbirine bağlıyor.
Bugünkü kahvaltı, geçmişteki kahvaltının kapısını açıyor.
Ve ben farkında olmadan 6 yıl geriye gidiyorum.
BENCE ASIL MESELE KAHVALTI DEĞİL
Asıl mesele, o 16 ayın bende bıraktığı iz.
Çünkü insanın hayatında bazı dönemler vardır ki, normal zamanlardan farklıdır.
Yalnızlık vardır.
Sorumluluk vardır.
Belirsizlik vardır.
Mücadele vardır.
Ve bütün bunların ortasında insan kendi kendisiyle daha fazla baş başa kalır.
Belki de Romanya'daki o 16 ay benim için böyle bir dönemdi.
Bugün hayatımın başka bir dönemindeyim.
Ama beynim, kahvaltı masasında bana yıllar önceki Mehmet Fuat Ergün'ü yeniden gösteriyor.
Gençliğimi...
Çalışma hayatımı...
Romanya'yı...
Çoşkunöz'ü...
Ve o otelde tek başıma geçirdiğim günleri...
İNSAN GEÇMİŞTEN GERÇEKTEN AYRILABİLİYOR MU?
Bazen geçmişi geride bıraktığımızı sanıyoruz.
Oysa geçmiş tamamen geride kalmıyor.
Bizimle birlikte geliyor.
Bir koku ile...
Bir şarkı ile...
Bir sokak ile...
Bir yemek ile...
Bazen de bir kahvaltı ile.
İşte bu yüzden artık her sabah kahvaltı yaparken o günleri hatırladığımda şaşırmıyorum.
Aksine, geçmişime küçük bir selam veriyorum.
Çünkü o 16 ay, benim hayatımın yalnızca 16 ayı değildi.
Sabırdı.
Sorumluluktu.
Yalnızlıktı.
Görev duygusuydu.
Ve belki de en önemlisi, insanın kendi gücünü sınadığı bir dönemdi.
Aradan yaklaşık 6 yıl geçti.
Otel artık hayatımda yok.
Romanya'daki otelim ve odam belki çoktan değişti.
Otel değişti.
İnsanlar değişti.
Ben değiştim.
Ama hafızam değişmedi.
Her sabah kahvaltı masasına oturduğumda, o günlerden bir parça yeniden karşıma çıkıyor.
Ve bazen kendi kendime şunu söylüyorum:
“Bazı otellerden ayrılırsınız...
ama bazı bana kucak açan BATCA otelden hayatınız boyunca hiç ayrılamazsınız.”
Beni ailesinden bir parça olarak 16 ay boyunca kucaklayan BATCA OTEL'in sahibi Nelu beye ve personeline şükranlarımı sunuyorum.
O sıcak ilgileri 16 ay boyunca beni ayakta tuttu.
İnanırmısınız, benim için kalorifer bile yandı. Tek benim için.
Hiç unutmadım ve unutamam.
Mehmet Fuat Ergün
08.10.2026

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Romanya'daki Türklerin sesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Mehmet Fuat Ergün — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.