Bir baktık, anemizin kucağındayız.
Etrafımızda babamız, varsa kardeşlerimiz, anneannemiz, dedelerimiz, halamız, teyze, dayı ve amcalarımız. Bir aile içinde bulduk kendimizi. Baba çalıştı, anne çalıştı. Çoğumuzun annesi çalışmadan bizleri gözü gibi bakarak yetiştirmeye çalıştı.
Çocukluk, okul, askerlik, evlilik,
iş hayatımız derken geldik mi yetmiş beşli yaşlara.
İnanın Romanya'da geçirdiğim 33 senelik  zamanım, sanki saniyeler gibi geçti gitti.
Biliyorsunuz yazılarımda zaman zaman dile getirdiğim zaman, bir enerji. Biz insanoğlunun hayatını yiyerek, ömrünü sürdürüyor.
13.7 milyar sene önce bir büyük patlamayla yaratılan kainatımızdan önce; zaman ve mekan yoktu.
Bizler zaman için, zaman bizim için dördüncü boyut olarak yaratıldı.
Önceleri, hele çocukluk, gençlik çağlarımda ölüm hiç aklıma gelmezdi. İnsan bilmediğinden korkar derler.
Ölüm nedir?
Bilinmeyenden korkulduğu için ölümü anmaz olduk.
ÖCÜ GİBİ GÖRDÜK ÖLÜMÜ.
Geldikmi 75  yaşlara. Önümüzde ben ölürüm onlara bir şey olmaz dediklerinizin şapır şapır döküldüklerini görünce;
ÖLÜM ister istemez insanın gündeminde adını koruyor.
Ne zaman bu yokluk denen ölüm bana gelecek diye düşünmeye başlıyor insan.
İnancı olanın iki dünyası, olmayanın ise tek dünyası var derler. Allah'a şükür iki dünyalı olanlardanım.
ÖLÜMDEN KORKMAMANIN İLACI İKİ DÜNYALI OLMAK.
İKİ DÜNYALI İNSAN NEDEN ÖLÜMDEN KORKMAZ?
- Ölümü yokluk olarak görmez.
- Öldüğünde, ölmüş ve kendisinden sonra ölecek olan sevdiklerine kavuşacağından.
- Bizleri kendi ruhundan yaratan Rabbine kavuşacağından.
- İnancı gereği, ahiret hayatının güzelliklerini tadacağından.
- Canımızı teslim alacak melek Azrail'le buluştuğunda, ruhumuzu emin ellere teslim edeceğinden.
- ÖLÜMDEN SONRA YAŞAM BELİRTİLERİ
- Ölüm anında göz bebeklerin genişlemesi. Bu genişleme basit bir felç değildir. Tıb dilinde Norovejetalif sinir dengesidir. Felç olsa göz bebeklerimiz daralırdı.
Genişleme, göremediklerimizin özleminden kaynaklanır.
Rahmetli kayınpederimin ölümünde hep yanındaydım.
Oğlu başka şehirdeydi.
Ancak yıkanmasına yetişebildi.
Babasını yıkanırken görmek istemedi.
Benim ısrarımla içeri girdi.
Bir kaç tas su döktü babasına.
İNANIN KAYINPEDERİMİN BİR GÖZÜ AÇIKTI. OĞLU GELMEDEN ÖNCE, BİR İKİ DEFA KAPATMAK İSTEDİM. KAPATAMADIM. TA Kİ..OĞLU GELİP BABASININ CESEDİNİ GÖRENE KADAR. HEMEN GÖZ KENDİLİĞİNDEN KAPANDI.
İTÜ'DEN SINIF VE TALEBE EVİ ARKADAŞIM. AFGANİSTAN'DA İŞ GÖRÜŞMESİNDE TERÖRİSTLERCE KATLEDİLDİ.
CENAZESİNDE BAŞINDAYDIM.
ÜNİVERSİTE ÇAĞLARINDA İBADETLERİNİ AKSATMAZDI.
HOCA YIKARKEN BİR ALAMET GÖRÜRMÜYÜM DİYE DİKKAT ETTİM.
SAĞ ELİNİ İŞARET PARMAĞI KELİMEYİ ŞAADET GETİRİR ŞEKLİNDE VÜCUDUNUN YANINDAYDI.
İBRET ALEM İÇİN FOTOĞRAFINI ÇEKTİM VE FACEBOOK SAYFAMDA PAYLAŞTIM.
- ÖLÜM İYİLEŞMESİ.
Tıp çevrelerince kabul edilen, inkar edilemeyen bir hadise.
Ölüm anında zihinsel fonksiyonların güçlenmesi. İnsan beyin faaliyetlerinden ibaret maddesel bir varlık olsaydı, ölüm anında sönen bir ateş gibi cılızlaşıp yok olacaktı.
Ölüm iyiliği boyut değiştirerek başka aleme yolculuğunda; ruhun dünya ile vedalaşmasıdır.
Ruhumuzun hapsolduğu beden kafesimizden; geldiği özlemini çektiği sılasına, Yaratanına kavuşmanın hazzı, mutluluğudur.
Az önce yediğini hatırlamayan hastanın, ölüm anında çetin konulara yorum getirmesi; elini kıpırtamayacak olanların kalkıp ibadetlerini yaptıkları, sözlü vasiyette bulundukları gibi.
( Bu konuda zamanında Ankara Kanser Hastanesi Baş Hekimi rahmetli Haluk Nurbaki'nin, "Azrail'in Güzelliği" yazı ve videosu Google'dan görülebilir )
Ölüm anı iyiliği herkese nasip olmaz. Hayatını haysiyetli, hak hukuk çiğnemeyen, ihtiyaç sahiplerine elindekiyle paylaşanlarda görülür.
BOŞUNAMI, DUAMIZDA "ELDEN AYAKDAN BIRAKMA, KİMSEYE MUHTAÇ EYLEME, İNİM İNİM İNLETME, HAYIRLI YATAK ÖLÜMLERİ VER" DERİZ.
Bugün Babalar Günü... Sosyal medyada hepimiz özlemle, rahmetle, hatıralarla babalarımızı anıyoruz. Bir baktık anamızın kucağındayız, bir baktık babamızın gölgesindeyiz derken; zaman denen o acımasız enerji ömrümüzü yiyip tüketti ve bizleri de yetmiş beşli yaşlara getirdi. Yukarıdaki yazımda, zamana direnen o en büyük sığınağımızı, babalarımızın ölümünü ve ardındaki o büyük vuslatı kaleme aldım. Bizden önce giden tüm babalara rahmetle anıyor ruhları şad olsun diyorum.
Herkesin babasını özlemle andığı bu anlamlı günde, zamana, ömre ve babalardan kalan o son derin izlere dair bir iç dökümüdür babalar günü. Ölümü bir yok oluş değil, bir kavuşma kapısı olarak gören iki dünyalı insanların hikayesidir bu. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen yetmiş beşli yılın ve son nefesteki o muazzam şahitliklerin yazısı... Başta kendi babam ve kayınpederim olmak üzere, ebediyete göçmüş tüm babalarımızın ruhu şad, mekânı cennet olsun.
​Babalar Günü’nde arkama dönüp baktığımda gördüğüm şey; saniyeler gibi gelip geçmiş 75 yıllık bir ömür ve o ömrün her anında hissedilen baba kokusu... Ölümün bir öcü değil, sevdiklerimize ve Yaratanımıza bir vuslat olduğunu anlatan, bizzat şahit olduğum ibretlik anlarla örülü bu yazımı, başta ebediyete uğurladığımız babalarımız olmak üzere tüm dostlarıma ithaf ediyorum. Duamız belli: Allah hayırlı yatak ölümleri versin, bizleri sevdiklerimizden ayırmasın.
​Babalar Günümüz kutlar, geçmişlerimize gani gani rahmet dilerim.
Babalar günü anısına hasretini içimden atamadığım Hayat Gazetesi kurucusu Erkan Eruysal'ı rahmetle anarım