Yunus Emre Enstitüsü, dünya genelindeki faaliyetleri kapsamında gerçekleştirdiği gastrodiplomasi etkinlikleriyle Türk mutfağının köklü lezzetlerini farklı kültürlerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda Yunus Emre Enstitüsü tarafından Romanya genelinde üç farklı etkinlikle Türk mutfağı haftası kutlandı.
Bükreş’te düzenlenen Türk Mutfağı Atölyesi, bu yıl “Bir Sofrada Bir Miras” sloganıyla katılımcılara unutulmaz bir gastronomi deneyimi sundu. Profesyonel mutfakta gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar, Türk mutfağının geleneksel yemeklerini uygulamalı olarak hazırlarken aynı zamanda yemeklerin kültürel hikâyelerini de keşfetme fırsatı buldu. Atölye boyunca mutfağı saran lezzet kokuları, katılımcıları Anadolu’nun farklı şehirlerine uzanan bir lezzet yolculuğuna çıkardı.
Türkçe ve Rumence anlatımıyla atölyeye rehberlik eden Şef Remziye Asan, Türk mutfağının yalnızca tariflerden değil tarih, paylaşım ve kültürel hafızadan oluştuğunu vurgulayarak menüde yer alan yemeklerin hikâyelerini kursiyerlerle paylaştı.
Şef Asan, atölyeye Türk sofralarının vazgeçilmez başlangıçlarından biri olan domates çorbasıyla başladı. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan çorbanın püf noktalarını anlatan şef, domatesin yoğun aromasıyla birleşen tereyağı ve baharatların dengeli kullanımına dikkat çekti. Katılımcılar, birlikte hazırladıkları çorbanın kokusu mutfağı sararken Türk mutfağındaki çorba kültürüne dair bilgiler de edindi.
Atölyenin bir sonraki aşamasında zeytinyağlı portakallı kereviz yapımına geçildi. Şef Asan, Türk mutfağında zeytinyağlı yemeklerin özel bir yere sahip olduğunu ifade ederek kerevizin portakal aromasıyla birleştiğinde ortaya çıkan hafif ve ferah lezzetin özellikle geleneksel sofralarda sıkça tercih edildiğini anlattı. Kursiyerler, malzemeleri özenle hazırlayarak yemeğin yapımını uygulamalı şekilde gerçekleştirdi.
Menünün ana yemeği olan Hünkâr Beğendiye geçildiğinde ise mutfaktaki heyecan daha da arttı. Osmanlı saray mutfağının en özel yemeklerinden biri olan Hünkâr Beğendinin hikâyesini paylaşan Şef Asan, közlenmiş patlıcanla hazırlanan beğendi ve yumuşacık etin uyumunun Türk mutfağının zarafetini yansıttığını belirtti. Katılımcılar, yemeğin her aşamasını dikkatle uygularken şef, tüm kursiyerlerin çalışmalarını tek tek inceleyerek önerilerde bulundu.
Mutfaktan yükselen enfes kokular eşliğinde sofraların vazgeçilmez içeceği ayran hazırlanırken Türk çayı ve Türk kahvesi kültürü üzerine de sohbetler gerçekleştirildi. Katılımcılar, Türk misafirperverliğinin en önemli unsurlarından biri olan çay ve kahvenin kültürel önemine dair bilgiler edindi.
Atölyenin son bölümünde ise geleneksel Türk tatlılarından sütlaç hazırlandı. Şef Asan, sütlacın nesiller boyunca Türk sofralarında yer alan en özel tatlılardan biri olduğunu ifade ederek kıvamı, süt seçimi ve pişirme teknikleri hakkında kursiyerlere bilgiler verdi. Tatlının hazırlanışı sırasında mutfakta samimi sohbetler ve keyifli anlar yaşandı.
Lezzet, kültür ve paylaşımın aynı sofrada buluştuğu “Bir Sofrada Bir Miras” temalı Türk Mutfağı Atölyesi, katılımcılardan büyük ilgi görürken Türk mutfağının kültürel mirasını yaşatmaya ve farklı kültürlerle buluşturmaya devam etti.
“Bir Sofrada Miras” temasıyla Türk Mutfağı Haftası kapsamında gerçekleştirilen bir diğer faaliyette ise Türk mutfağının zenginliğini ve kültürel mirasını tanıtmak amacıyla Köstence’de çeşitli atölyeler ve etkinlikler düzenlendi.
Romanya’nın Karadeniz kıyısındaki şehri olan Köstence’de bulunan Enstitümüzde, Bosfor Restoranın destekleriyle Türkçe kurslarına katılan öğrenciler için özel bir mutfak atölyesi gerçekleştirildi. Atölyede Türk mutfağının sevilen lezzetlerinden kısır hazırlanırken öğrenciler hem Türk mutfağını yakından tanıdı hem de birlikte yemek yapmanın keyfini yaşadı.
Etkinliklerde, Türk mutfağının simge tatlarından olan ve 2026 yılının öne çıkan lezzetleri arasında gösterilen mantı ile baklavanın kültürel derinliği ve nesilden nesile aktarılan miras niteliği özellikle vurgulandı.
Türkçe kurslarına katılan öğrencilere ayrıca lahmacun, bulgur pilavı, pilav, ezme, pide ve karışık kebap gibi Türk mutfağının öne çıkan lezzetleri tanıtıldı. Katılımcılar, bu eşsiz tatları deneyimleme fırsatı bulurken geleneksel tariflerin ardındaki tarihî ve kültürel değerleri de yakından tanıdı.
Yine Türk Mutfağı Haftası kapsamında Enstitü, Emil Racoviță Lisesi tarafından düzenlenen “Dobruca Lezzetleri” Gastronomi ve Çok Kültürlülük Festivali’ne de katıldı. Kültürel çeşitliliğe, geleneklere ve bu çeşitliliğin oluşturduğu zenginliğe adanan festival, renkli görüntülere sahne oldu.
Festival boyunca Türk ve Rumen mutfağından çeşitli yemekler hazırlanarak misafirlere ikram edildi. Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen Ebru Sanatı Atölyesi ise özellikle çocuklardan büyük ilgi gördü. Minikler, geleneksel Türk sanatlarından biri olan ebruyu ilk kez deneyimleme fırsatı bulurken büyük bir heyecan ve merakla birbirinden renkli çalışmalar hazırladı. Halk
yunları gösterileriyle coşkunun doruğa ulaştığı etkinlikte gastronomi, dans ve müzik; farklı kültürler arasında güçlü köprüler kurulmasına katkı sağladı. Türk Mutfağı Haftası vesilesiyle gerçekleştirilen etkinlikler, Türk mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığını; aynı zamanda kültürü, paylaşımı ve dostluğu bir araya getiren önemli bir miras olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Yunus Emre Enstitüsü Romanya Koordinatörü Mustafa Yıldız, “Türk mutfağı, Türk kültürünün evrensel bir dilidir. Yemeklerimiz aracılığıyla tarihimizin, coğrafyamızın ve geleneklerimizin izlerini paylaşabiliyoruz. Bir Sofra Miras sloganıyla bu hafta boyunca yalnızca yemekleri değil, aynı zamanda Türkiye’nin konukseverlik geleneğini de Romanya’daki dostlarımızla paylaşma fırsatı bulduk” dedi.


















