Ankara Üniversitesi Anadolu-Anıtkabir yerleşkesindeki Rektörlük binası 100’üncü Yıl Konferans Salonu’nda “Romanya ve Türkiye Arasında Kültürel Bir Köprü” temasıyla bir sempozyum gerçekleştirildi.

Sempozyuma Eski Romanya Eğitim Bakanı Ecaterina ANDRONESCU katıldı.

Sempozyumda. Ankara Ümiversitesi TÖMER Müdürü Prof. Dr. Timur GÜLTEKİN, Romanya Ankara Büyükelçiliği temsilcisi, ARKADD Başkanı Adina Vasilica ÇELİK , Romanya Uluslararası Tahkim Mahkemesi Başkanı Ileana CARBINI, Ufuk Üniversitesi AIIT Müdürü Doç. Dr. Rezzan ÜNALP, Yazar Smarandita GEORGETA PACURARU, Eski Ekonomi Bakanlığı Dairesi Başkanı Bahadır NECAT ve ARKADD Başkan yardımcısı Hakan KUMBASAR hazır bulundu.

Sempozyumda, Türk-Rumen Dostluk Derneği Başkanı Ahmet Cemal DÖNMEZ de yer aldı.

Sempozyumda, Rumen Sanatçı. Elena Isabela STRACHINARIU RUMEN müziğinin sevilen şarkılarını seslendirdi.

Sempozyum, Türk ve Rumen Milli marşlarının seslendirilmesiyle başladı.

İki ülkenin milli marşlarının seslendirilmesinden sonra konuşmalara geçildi.

Sempozyumda, açılış konuşmasını Ankara Üniversitesi TÖMER Müdürü Prof. Dr. Timur GÜLTEKİN yaptı.

GÜLTEKİN, konuşmasında şunları söyledi: “Sayın konuklar, değerli katılımcılar, sevgili dostlar,

Hepinizi en içten duygularımla selamlıyor, Rumence Dil Günü vesilesiyle burada sizlerle bir araya gelmekten büyük mutluluk ve onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Bugün burada sadece bir dili kutlamıyoruz. Aynı zamanda, dillerin insanları nasıl birleştirdiğini, geçmişten geleceğe nasıl köprüler kurduğunu ve kültürlerin nasıl iç içe geçerek dostluklara dönüştüğünü de kutluyoruz.

Türkiye ile Romanya arasında kurulan dostane ilişkiler, yalnızca coğrafi yakınlıktan değil, aynı zamanda yüzyıllardır süregelen tarihsel ve kültürel bağlardan beslenmektedir. Osmanlı döneminden bugüne uzanan bu ortak geçmiş; edebiyatta, müzikte, mutfakta, geleneklerde ve hatta dilde kendini göstermektedir.

Birçok Rumen ailenin soy geçmişinde Türkiye’de yaşamış büyükanneler, büyükbabalar vardır. Aynı şekilde, Türkiye’de yaşayan Rumen kökenli vatandaşlarımız da bugün bu köprünün en güçlü taşlarını oluşturmaktadır. Bu karşılıklı geçiş, bize şunu açıkça gösteriyor: Kültürel çeşitlilik bir zenginliktir ve bu zenginlik, bizi birbirimize daha da yakınlaştırır.

Rumence, sadece bir dil değildir; aynı zamanda bir kimliktir, bir tarih anlatıcısıdır. Dil, kültürün taşıyıcısıdır. Bugün burada Rumenceyi onurlandırmak, aynı zamanda Rumen halkının tarihine, sanatına ve değerlerine duyduğumuz saygının da bir ifadesidir.

Bizler, Türkiye ve Romanya olarak, aynı bölgenin çocuklarıyız. Aynı güneşe bakar, benzer ezgilerle duygulanırız. Karadeniz’in iki yakasından birbirimize el uzatırken, elimizdeki en güçlü araç dildir. Bu nedenle, Rumence öğrenen her Türk öğrencisi; Türkçe öğrenen her Rumen öğrencisi bu köprünün taşlarına bir yenisini eklemektedir.

Geleceğe umutla bakmak istiyorsak, geçmişin bağlarını güçlendirerek, kültürel etkileşimi destekleyerek bunu yapabiliriz. Çünkü kültürel diplomasi, en kalıcı diplomasi biçimlerinden biridir. Kalpten kalbe, dilden dile yürür.

Bu vesileyle, Rumence Dil Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor, Türk-Romen dostluğunun daha da gelişmesini temenni ediyorum. Katılımlarınızı dolayı çok tesekkurler

Romanya Büyükelçiliği temsilcisi de şöyle konuştu: “Ortaklaşa, dernek amacımız zaten belli. Biliyorsunuz ki bu kültürel anlamda yapılıyor. O yüzden çok teşekkür ederim, bana gösterdiğiniz saygı ve davet ettiğiniz için.

Zaman içinde, tabii ki gelecekte, Bu, ortak anlamda yapacağımız anlaşmalar ve Türkiye-Romanya arası görüşmelerimiz devamı gelir ve çok daha başarılı oluruz.

Her zaman bildiğiniz gibi 31 Ağustos’da zaten biz bu Romanya dili kutlamalarıni yapıyoruz. 1990’dan beri Moldova’da da bu kutlamalar yapılıyor.

Biliyoruz ki Rumence dili 44 değil, resmi dillerin arasında Avrupa Birliği dili oldu.

Rumen dili, 24 dilin Avrupa’nın resmi dilleri arasına girmeyi başardı.

Kültür, adetlerimiz ve tarihiyle birlikte.

Rumence dil günü, her şeyden önce İlerideki jeerasyonlara diyebilirim ki bir mesajdır.

Adetlerimizle, tarihimizle devam ettirebilecek insanlara biz yardımcı olabiliyoruz bu şekilde.

Dil biliyorsunuz ki sadece bir mesaj verme ya da kominikasyon için planlanan bir şey değildir. Bir çok zaman yabancı öğrencileri destekliyoruz ve çalışıyoruz ki Romanya’da okusunlar, Romanya’da eğitim alsınlar. Onların sayesinde biz bir köprü kuruyoruz; Dünya ve Romanya arasında.

Romanya ve Türkiye aşağı yukarı zaten siz de biliyorsunuz ki bir coğrafi bölge olarak birbirlerine benziyorlar.

Zaman zaman, kültür ve dil konusunda anlaşmalı ya da benzeri olabiliyoruz.

Bu konuda, Elçilik adına teşekkür ediyoruz.

Romanya ve Türkiye arasında bu köprüyü kurupta kültürel ve sadece kültürel anlamda değil, her konuda yardımcı olabilecek ve olacak insanlar arasnda; dernekler olsun, yabancı öğrencilerimiz olsun, onlarla birlikte bir adım atmaya devam edeceğiz.

Sizlere çok teşekkür ederim.

 

Romanya’nın Eski Eğitim Bakanı Ecaterina ANDRONESCU da “ROMANYA VE TÜRKİYE Tarih, Bugün ve Gelecek temalı konuşmasında şunları dile getirdi:

“Tarih, dünyanın sorunlarını, insanların davranışlarını, kültürün etkisini, geçmişin bugünü şekillendirmekteki ve geleceği yönlendirmekteki önemini anlamamıza yardımcı olur.

Romanya-Türkiye iş birliklerine dair örnekler, ilişkilerin kalıcılığının hem geçmişten bugüne bilgelikle hareket eden devlet adamlarının vizyonuna, hem de iki halkın dostluk ve samimiyetine dayandığını göstermektedir.

1982 yılında İstanbul’da Bülent HABORA’nın girişimiyle yayımlanan, ROMANYA’NIN BÜYÜK YURTSEVERİ, DİPLOMATI VE DEVLET ADAMI NİCOLEA TITULESCU başlıklı alt başlığı ise TÜRKİYE’NİN SAMİMİ VE DAİMİ DOSTU olan kitap, NICOLAE TITULESCU Ile MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN fotoğraflarını ve bu iki büyük şahsiyetin değerlendirmelerini içermektedir.

Romanya ve Türkiye, tarih boyunca bir çok ortak keşisim noktasına sahip olmuş, bunlardan günümüz ve gelecek için faydalı ve olumlu olanları almayı bilmiştir.

Diplomatik İlişkiler, tarih boyunca dönenin koşullarına UYGUN biçimler almış ve siyasi, İktisadi, kültürel ve sosyal gelişmelere uyum saplamıştır.

Bu bağlamda, 1878 yılından itibaren Romanya ve Türkiye, en üst düzey temsilcilerle diplomatik İlişkiler kurarak karşılıklı tanımayı somutlaştırmıştır.

Şubat 1878’de Dışişleri Bakanı Mihail KOGALNUCEANU’nun Osmanlı mevkidaşı Safvet Paşa’ya gönderdiği mektup ile Osmanlı İmparatorluğu, Romanya’nın bağımsızlığını Avrupa’nın Batılı büyük güçlerinden önce tanımıştır.

Eylül 1878’de Romanya olağanüstü ve tam yetkili bakan olaraknDimitrie BRATIANU’yu göndermiş, Türkiye ise aynı ünvanla Süleyman Bey’i Bükreş’e atamıştır. Ayrıca İstanbul konsoloslukları YAŞ, CALARAŞİ, TULCEA, KÖSTENCE, GIURGIU, TURNU, SEVERIN, BRAILA ve GALATI’de; Romanya konsoloslukları ise SEKANİK, ADANA, İZMİR, MANASTIR ve YANYA’da kurulmuştır.

Bugün 147 yıllık diplomatik ilişkilerin ardından, Romanya ve Türkiye stratejik ortak konumunda olup dünyanın en büyük ve en önemli siyasi ve askeri örgütü olan NATO’nun müttefikleridir.

Rumenler unutmaz: Romanya’nın eski Cumhurbaşkanı Prof. Emil CONSTANTINESCU’nun kamuoyuna açıkladığı gibi, “Türkiye Parlamentosu’nda, ilk Doğu Avrupa ülkelerinin NATO’ya kabülünün Romanya’nın üyeliğinin şartına bağlanması önerilmiştir.”

Bugün Romanya ve Türkiye, Romanya Akademisi Başkanı Prof. Ioan Aırel POP’un ifade ettiği gibi, “ Avrupa kıtasının tarihinde farklı ama önemli roller üstlenmiş iki modern devlettir.

Türkiye’nin eski Romanya Büyükelçisi OSMAN KORAY ERTAŞ, bir konuşmasında Rumen halkını şu sözlerle temin etmiştir.

“Geçici gelişmelere bakılmaksızın, Türkiye Romanya’nın güçlü bir müttefiki ve dostudur.”

Şüphesiz ki bu ifadenin tersi de aynı derecede geçerlidir.

Son 35 yılda Romanya Akademisi ve Romanya’daki üniversiteler, Türkiye Ile bilimsel ve akademik iş birliğini sürekli olarak geliştirmiştir.

Rumen-Türk araştırma projeleri, iki ülke arasındaki araştırma projeleri, iki ülkede yürütülen doktora tezleri, bilimsel makaleler, ortak yazılmış monografiler, öğrencilerin karşılıklı staj ve akademik değişim programları bu iş birliğinin somut kanıtlarıdır.

Romanya’da Türkçe eğitim veren ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları bulunmakta olup’ Türkiye’de de benzer şekilde Rumence eğitim veren yapıların kurulması arzumuzdur.

Bu ortaklıklar, aynı zamanda ticari İlişkiler ve karşılıklı yatırımlarla desteklenmektedir.”

Adina Vasilica ÇELİK ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “ Türkiye’de ilk defa Romaya bağlantılı bir Dernek  Uluslararası DİL SEMPOZYUM yapmak istedik, bunun  amacı Rumen dilinin Türkiye’de yaygınlaşması oldu ve çok kısa süre içerisinde TÖMER- Türkçe ve Yabancı Dil Uygulama ve Araştırma Merkezi-Ankara Üniversitesiyle, Timur hocayla birlikte bunu başardık, yani  bir buçuk ay içerisinde biz bu  organizasyonu gerçekleştirdik. Bu şekilde Romanya’daki davetlile ve Türkiye genelinde Ankaradan  olsun, Antalya, İstanbul, Çorlu, Eskişehir’den katılımcılarımız geldi.  Bize inandılar  ve bu işin öncülüğü olsun diye destek veriyorlar.

Amacım, Türkiye’de RUMENCE DİL  yerleşmesi. Romanya’daki bizim eski Milli Eğitim bakanımız Ecaterina Andronescu bize yardımcı olacağına ifade etmiştir. Kendisini Türkiye’ye davet ettik ve davetimizi gururla kabul etti. Atatürk, Türkiye’de eğitime ve geleceğe çok önem veriyordu. Siz de biliyorsunuz ki  Atatürk’ün BAŞÖĞRETMEN sıfatı var.  Sivil hayatta ve normalde insanlar üzerinde eğitimin ne kadar önemli olduğunu her zaman vurguladım.

  • “Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.”
  • “En mühim ve verimli vazifelerimiz, millî eğitim işleridir. Millî eğitimde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu, ancak bu suretle olur.”
  • “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.”
  • “Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi mümkün değildir.”

“Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.”

“Dünyada hiçbir milletin kadını, ‘ben Anadolu kadını kadar çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim’ diyemez.”

“Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gereklerine uymasını sağlarken; diğerini ihmal ederse, o toplum yarı yarıya zayıflık içinde kalır.”

“Kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtiği bütün öğrenim derecelerinden geçeceklerdir.”

Konuşmalardan sonra Rumen ve Türk sanatçılar kendi ülke müziklerinin sevilen şarkılarını seslendirdiler.

Sempozyum, katılımcılar ve konuşmacıların hatıra fotoğraf çekimleriyle sona erdi.

Bu arada, Türk ve Rumen katılımcılardan oluşan heyet, sempozyumdan önce ANITKABİR’i ziyaret etti. ATATÜRK’ün mozolesine çelenk koydu. ve saygı duruşunda bulundu.

 

Metin ASLIM

Advert

Advert

Advert

Advert