ZAMAN HAYRETLER İÇİNDE GEÇİP GİDİYOR

Mehmet Fuat Ergün

05-10-2026 07:49

Zaman yaşlandıkça hızlanıyor mu, yoksa değişen zaman değil, onu algılayan biz miyiz?

Çocukken bir yıl çok büyük bir süredir.

10 yaşındaki bir çocuk için 1 yıl, yaşadığı hayatın %10'udur.

50 yaşındaki biri için ise yalnızca %2. Hele benim gibi 76 yaş almış biri için yüzde bir bile değil.

Dolayısıyla çocuk için bir yıl, hayatının çok daha büyük bir bölümünü oluşturur. Bu nedenle daha uzunmuş gibi algılanmaktadır.

Çocuklukta her şey yenidir

Çocukken ilk kez gördüğümüz, öğrendiğimiz ve yaşadığımız şeylerin sayısı çok fazladır. İlk okul, ilk arkadaş, ilk bisiklet, ilk deniz, ilk aşk, ilk yolculuk...

Beyin yeni deneyimleri daha ayrıntılı kaydeder. Bu nedenle geriye baktığımızda çocukluk dönemimiz olaylarla dolu ve uzun görünür.

Yaş ilerledikçe günler birbirine daha çok benzemeye başlar.

Günlük hayat zamanı sıkıştırır. Her gün benzer şeyleri yaptığımızdan beynimiz her günü ayrı bir olay gibi kaydetmez.

Pazartesi, salı, çarşamba

derken bir bakarız ki haftalar  bitmiş. Ay bitmiş.

Ama çocuk için öylemi bir yaz tatili bile sayısız yeni deneyimle doludur. Bu yüzden tatil bitmek bilmez.

Çok ilginç bir çelişki var

Yaşarken zaman yavaş, geriye dönüp bakınca hızlıdır.

Çocukken günlerimiz aylar geçiyor gibi gelir. Ama 40 yıl önceki günlerimize baktığımızda su gibi geçti deriz.

Zaman hızı değişmiyor, bizim zamanla ilişkimiz değişiyor.

Yaş ilerledikçe zamanın değerini daha fazla fark ediyoruz

Gençken önümüzde çok uzun bir gelecek olduğunu düşünürüz.

Yaş ilerledikçe geçmiş büyür, gelecek ise göreceli olarak kısalır. Bu da geçen her yılı daha görünür ve değerli hale getirir.

Belki de asıl mesele zamanın hızlanması değil, kalan zamanın kıymetini bilmemizdendir.

76 yaşıma geldiğimde şunu daha iyi anlıyorum. Zaman çocukluğumda yavaş, bugün hızlı değil. Zaman hep aynı hızda geçiyor. Değişen acaba benmiyim?

Bundan dolayı bize düşen zamanı yavaşlatmaya çalışmak değil, elimizdeki her anı daha dolu yaşamayı düstur edinmektir.

Peki gerçekten zaman hızlandımı? Hayır.

Değişen zaman değil, zamanı algılayan biziz. 

Çocuklukta hayatımız yeniliklerle doludur.

İlk okul günü, ilk arkadaşlık, ilk bisiklet, ilk deniz, ilk yolculuk, ilk sinema, ilk aşk…

Beynimiz yeni ve farklı deneyimleri daha ayrıntılı kaydeder. Bu nedenle çocukluk yıllarımıza geriye dönüp baktığımızda, sanki uzun ve çok dolu bir hayat yaşamışız gibi gelir.

Yaş ilerledikçe ise hayatımızın önemli bir bölümü rutine dönüşür.

Aynı ev, aynı yollar, benzer işler, benzer alışkanlıklar…

Günler birbirine benzediğinde beynimiz her günü ayrı ve önemli bir olay olarak kaydetmez.

Sonra bir bakarız ki bir ay geçmiş.

Ardından bir yıl…

Ve insan kendi kendine sorar:

Bu zaman nereye gitti?

Aslında hiçbir yere gitmedi.

Biz onun içinden geçtik.

Burada çok ilginç bir çelişki var:

Zamanı yaşarken yavaş, geriye dönüp baktığımızda hızlı hissediyoruz.

Çocukken yaz tatilinin bitmesini beklemek insana aylar sürüyormuş gibi gelirdi.

Bugün ise 40-50 yıl önceki bir yazı düşündüğümüzde, “Sanki daha dün yaşandı” deriz.

Demek ki zamanın hızını ölçen yalnızca saat değil.

Hafızamız da zamanı ölçüyor.

Belki de yaşlanınca zamanın hızlandığını düşünmemizin önemli nedenlerinden biri budur.

Çünkü geride bıraktığımız yıllar çoğaldıkça, yeni yaşadığımız bir yıl geçmiş hayatımızın içinde daha küçük bir yer kaplamaya başlıyor.

Bir başka gerçek daha var.

Gençken önümüzde sonsuz bir gelecek olduğunu düşünürüz.

Yaş ilerledikçe geçmişimiz büyür.

Çocukluğumuz, gençliğimiz, iş hayatımız, ailemiz, dostlarımız, kaybettiklerimiz, kazandıklarımız…

Hepsi arkamızda birikir.

Gelecek ise geçmiş kadar büyük görünmez.

Bu nedenle geçen her yılın farkına daha fazla varırız.

Belki de yaşlandıkça zamanın hızlandığını değil, zamanın değerini daha iyi anladığımızı söylemek daha doğru.

Ben 76 yaşındayım.

Bugün geriye dönüp baktığımda çocukluğumdan bugüne uzanan hayatımı düşündüğümde, ne kadar uzun bir hayat yaşamışım diyorum.

Ama aynı zamanda son yılların nasıl geçtiğine bakınca da şaşırıyorum.

İnsan belli bir yaşa gelince çok önemli bir gerçeği daha iyi anlıyor:

Zamanı durduramıyoruz.

Saatin akışını yavaşlatamıyoruz.

Dünü geri getiremiyoruz.

Ama zamanı nasıl yaşayacağımıza bir ölçüde biz karar verebiliyoruz.

Yeni şeyler öğrenmek, okumak, yürümek, yüzmek, bisiklete binmek, dostlarla sohbet etmek, sevdiklerimizle vakit geçirmek…

Bunların her biri hayatın içine yeni izler bırakıyor.

Belki de bu nedenle yaş ilerledikçe yapılması gereken, Zaman ne kadar çabuk geçiyor diye yakınmak değil,

elimde kalan zamanı nasıl daha anlamlı yaşayabilirim? diye sormaktır.

Çünkü zamanın yavaşlamasını sağlayamayız.

Ama hayatımızı zenginleştirerek, geçen zamanın içini daha fazla anıyla doldurabiliriz.

Çocukken zamanın geçmesini bekliyorduk.

Şimdi ise zamanın durmasını istiyoruz.

Oysa ikisinde de yanılıyoruz.

Zaman ne çocukken yavaştı ne de bugün hızlı.

Zaman hep aynı hızda akıyor.

Değişen biziz.

Zaman neden su gibi akıp gidiyor?

​Zaman neden hızlandı?

Kıyamet mi yaklaşıyor?

​Çocukken bitmeyen günler, şimdi akıp giden yıllar

Dünyanın sonuna yaklaşıldıkça hayatın hızı artıyor, insanlar koşturmaca içinde ne yaşadıklarını anlamıyor. Günler aynı rutine sıkışıyor, koşturmaktan anı yaşayamıyoruz. Manevi olarak da vakitlerin o uzun, huzurlu ve bereketli hali yerini telaşa bırakıyor.

​Çocukken her şey yenidir. İlk kez bisiklete binersiniz, ilk kez denizi görürsünüz, ilk kez kar yağan bir gün yaşarsınız. Beynimiz bu yeni bilgileri kaydetmek için zamanı yavaş çekimde işler ve hafızaya çok detaylı kaydeder. Bu yüzden o anlar bize çok uzun gelir.

​Yaşlandıkça hayatımız rutinleşir. Ev, iş yolu, aynı işler, benzer haftasonları... Beynimiz aşina olduğu şeyleri kaydetmek için enerji harcamaz, otopilota bağlar. Otopilottayken de geçmişe dönüp baktığımızda arada dolu dolu bir detay bulamayız. Bu yüzden zaman tek bir blok halinde, göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş gibi görünür.

Demek ki zaman gerçekten hızlanmıyor; hızlanan bizim hayat tarzımız, azalan ise hayatın farkındalığı ve o an da kalabilme becerimiz.

​Söyleyeceğim o ki:

Koşmayı bırakın, anı yakalayın, sevdiklerinize vakit ayırın. Çünkü zamanın hızına karşı durabileceğimiz tek kalkan, onu hakkıyla ve farkında olarak yaşayabilmektir.

Mehmet Fuat Ergün 

03.10.2026

 

DİĞER YAZILARI KALP HUZURU BİZİM İÇİMİZDE 01-01-1970 03:00 YAŞLILIKTA BU 40 MADDEYİ UYGULAYABİLİYORMUSUN? 01-01-1970 03:00 HER ŞEYİN HAYIRLISI 01-01-1970 03:00 TAPINACAKLARINIZ MAL, MÜLK, PARA OLMASIN 01-01-1970 03:00 KAİNATI, İNSANI, OLAYLARI OKUMALIYIZ 01-01-1970 03:00 KABETTİĞİMİZ SEVDİKLERİMİZ YAŞIYOR 01-01-1970 03:00 ÖMER SÜSLİ, ROMANYA'DA GURURUMUZ 01-01-1970 03:00 TASARRUF DEMEK İNSANCA YAŞAMAK DEMEK 01-01-1970 03:00 HİKMETLİ SÖZLERİN İZİNDE: DÜNYADAN ATASÖZLERİ 01-01-1970 03:00 Mavi Vatan’da Bir Türk Mühendislik Gururu: TCG BERK ve Kıbrıs Barış Harekâtı 01-01-1970 03:00 İş Hayatında Nankörlük ve Emeğin Görünmezliği 01-01-1970 03:00 YİNE DİYECEKSİNİZ BU MEHMET FUAT'DA ÖLÜMDEN BAŞKA BİR ŞEY BİLMİYOR 01-01-1970 03:00 Hayat gazetesinin kurucusu Erkan Eruysal'ın anısına 01-01-1970 03:00 BENİM İÇİN SANKİ İKİCİ ÜNİVERSİTE MÜGE ANLI, ESRA EROL 01-01-1970 03:00 BAYRAMLARLA YAŞAM SEVİNCİMİZ NASIL ARTAR 01-01-1970 03:00 KANSERİ HİÇ BÖYLE TANIMAMIŞTIK 01-01-1970 03:00 HAYRETLER İÇİNDE KALMAK İSTER MİSİNİZ? 01-01-1970 03:00 ISTIKLAL MARŞIMIZ VE ORDUMUZ 01-01-1970 03:00 ŞU ANINIZ ÖNEMLİ 01-01-1970 03:00 MODERN TIBBIN TAVSİYESİ ORUÇ 01-01-1970 03:00 İNSAN YAZARINI TANIMAK İSTER 01-01-1970 03:00 ADI ÜZERİNDE BOŞAN - MA 01-01-1970 03:00 ÇİN VENEZUELA İÇİN NE YAPTI 01-01-1970 03:00 ŞÜKRETMESİNİ BİLEN KAZANIR 01-01-1970 03:00 TÜRK ÜNİVERSİTELERİNDE SON DURUM 01-01-1970 03:00 DİLİMİZDEN DÜŞÜRMEDİĞİMİZ 01-01-1970 03:00 KENDİMİ BİR HİÇ OLARAK GÖRÜYORUM 01-01-1970 03:00 EŞİMİZİ NE KADAR TANIYORUZ? 01-01-1970 03:00 ROMANYA MEHMET FUAT ERGÜN VE YAPAY ZEKA 01-01-1970 03:00 ARKADAŞIN VİTAMİN OLDUĞUNU YENİ ÖĞRENDİM 01-01-1970 03:00 HERKESİN DİLİNDE KALİTE. TABİKİ METODU VAR 01-01-1970 03:00 YAŞLANMA KENDİ ELİNİZDE 01-01-1970 03:00 BİR DE ÖLÜME BU AÇIDAN BAKALIM 01-01-1970 03:00 1993 ROMANYA YILLARIM. NERDEN NEREYE 01-01-1970 03:00 GÜNDE ÜÇ LİTRE SU İÇERSEN BÖBREKLERİN GİDER 01-01-1970 03:00 AZ KALDI KANSER SOYUNUN KURUMASINA 01-01-1970 03:00 "PATRON VE YÖNETİCİLERİN YAPTIĞI 21 ALTIN KURAL" 01-01-1970 03:00