İNSANI TANIMAK YAŞAMI TANIMAKTIR

Mehmet Fuat Ergün

27-10-2026 14:45

Medyayı yakından takip eden biri olarak görüyorum ki güncel konular her gün gündemimizde. Siyaset, sağlık, spor, magazin, sanat…

Peki, insan ilişkilerimizde davranışlarımızı ve kararlarımızı belirleyen mekanizmaları ne kadar konuşuyoruz? İnsanı anlamaya, psikolojisini tanımaya ve kararlarımızın arkasındaki nedenleri sorgulamaya ne kadar zaman ayırıyoruz?

Oysa insanı tanımak, hayatı tanımaktır.

Her insan bir okyanustur. Suyunu boşalt boşalt bitmez, derler. Her birimizin kendine özgü düşünceleri, duyguları, yaşanmışlıkları, korkuları ve beklentileri vardır.

Şahsi kitaplığımın yaklaşık yüzde yetmişini insan psikolojisiyle ilgili kitaplar oluşturuyor. Çünkü hayatımızın neredeyse her anında insanlarla iletişim hâlindeyiz. Ailede, işte, sosyal çevremizde ve günlük yaşamımızda başarılı ilişkiler kurabilmek için önce insanı anlamamız gerekiyor.

Peki, insanı nasıl tanıyacağız?

Öncelikle kendi egomuzu, nefsimizi ve kişisel çıkarlarımızı sorgulayarak… Karşımızdaki insanı peşin hükümlerle değerlendirmek yerine onu dinleyerek, anlamaya çalışarak ve kendimizi onun yerine koyarak…

Felsefe yapmadan, kısaca söyleyelim: Kararlarımızda karşımızdaki kişinin durumunu dikkate almak, ihtiyacı olana maddi ve manevi destek sağlamak, insan ilişkilerinin temel taşlarındandır.

Atalarımız boşuna söylememiş:

“Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.”

Bazen bir tatlı söz, bir tebessüm, bir hâl hatır sormak, bir insanın gönlüne ulaşmaya yeter. Bunlar küçük davranışlar gibi görünse de insanlar arasında yakınlık kurmanın, güven oluşturmanın ve sağlıklı diyaloglar geliştirmenin önemli yollarıdır.

İnsan hata yapabilir. Hatasız kul olmaz. Hata yapmaktan korkarak hiçbir işe girişmemek, gelişmenin önünde engel oluşturur. Önemli olan, yaptığımız hatalardan ders çıkarmak ve aynı yanlışları tekrarlamamaya çalışmaktır.

KARARLARIMIZI NASIL VERİYORUZ?

Aile hayatımızda, sosyal çevremizde, iş yaşamımızda, resmî ve özel ilişkilerimizde gün geçmiyor ki bir karar vermeyelim.

Peki, kararlarımızı nasıl veriyoruz?

Beynimiz, karar verme süreçlerimizin merkezinde yer alıyor. Ancak beynin işleyişi, bilinç, irade ve karar verme arasındaki ilişki henüz bütün ayrıntılarıyla çözülebilmiş değil.

Bilimsel deneylerde, bazı kararlarla ilişkili beyin etkinliklerinin kişinin kararını bilinçli olarak bildirmesinden önce ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bu bulgular, karar verme sürecinin sandığımızdan daha karmaşık olduğunu göstermektedir.

Öyleyse aklımızı kullanmak, düşüncelerimizi sorgulamak ve kararlarımızı irdelemek zorundayız.

Akıl, yalnızca düşünmek değil; düşüncelerimizi değerlendirmek, nedenleri araştırmak, sonuçları öngörmek ve doğruyla yanlışı ayırt etmeye çalışmaktır. İdrak ise anladığımızı kavramak, anlamlandırmak ve olaylar arasındaki ilişkileri görebilmektir.

Akıl, idrak ve bilinç günlük hayatımızda sıkça kullandığımız kavramlar. Ancak bunların birbirleriyle ilişkisini ne kadar biliyoruz?

Asıl mesele, yalnızca karar vermek değil, verdiğimiz kararın kendimize ve başkalarına ne getireceğini de düşünebilmektir.

OKUMAK, YALNIZCA KİTAP OKUMAK MIDIR?

İnanç dünyamızda insanın aklını kullanması, düşünmesi ve ibret alması önemli bir yere sahiptir.

Yüce Yaradan'ın ilk vahyinin “Oku!” emriyle başlaması üzerinde düşünelim.

Ortada henüz okunacak bir kitap yoksa neyi okuyacağız?

İnsanı, kâinatı, doğayı, hayatı ve yaşamı okuyacağız. İnsanla bütün bunlar arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışacağız.

Bir damla sudan yaratılan insanın yaratılış gayesini sorgulayacağız. Kendimize şu soruyu soracağız:

“Ben bu dünyaya ne için geldim?”

Hayat yalnızca yaşamak, çalışmak, kazanmak, biriktirmek ve tüketmekten mi ibaret? Yoksa kendimizi geliştirmek, insanlara faydalı olmak, iyilik yapmak ve ardımızda güzel izler bırakmak da yaşamın bir parçası mı?

Bence insan, bu soruları kendisine sormadan hayatın anlamını bütünüyle kavrayamaz.

ÖLÜMÜ HATIRLAMAK, HAYATI ANLAMAKTIR

Gençlik yıllarımda ölümü pek düşünmezdim. Sanki ölüm başkalarının başına gelecek bir olaydı.

Annem ve babam rahmetli olduktan, yaşım yetmişleri aştıktan sonra hayatın başka bir yüzünü daha iyi anlamaya başladım.

Bir zamanlar “Ben ölürüm, onlar ölmez.” diye düşündüğümüz insanların bugün aramızda olmadığını görüyoruz. Geride bıraktıkları malları, mülkleri ve biriktirdikleri servetleri ise dünyada kalıyor.

Bu gerçek üzerinde düşündükçe nefsimizin, egomuzun ve kişisel çıkarlarımızın peşinde koşarken zamanımızı nasıl tükettiğimizi daha iyi anlıyorum.

Elbette çalışmak, üretmek, kazanmak ve geleceğimiz için birikim yapmak yanlış değildir. Sorun, bunları hayatın tek amacı hâline getirmek; kendi çıkarlarımız uğruna başkalarının haklarını, duygularını ve ihtiyaçlarını görmezden gelmektir.

Karşımızdaki insanı düşünmeden, kendimizi onun yerine koymadan verdiğimiz kararlar, bazen telafisi mümkün olmayan kırgınlıklara ve kayıplara yol açabilir.

Oysa biraz empati, biraz vicdan, biraz anlayış ve zamanında uzatılan bir yardım eli, bir insanın hayatında büyük fark yaratabilir.

Ömrümüzün ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Fakat yaşadığımız zamanı nasıl değerlendireceğimiz konusunda seçimler yapabiliriz.

İnsanları kırmak yerine anlamaya, yalnızca kendimiz için kazanmak yerine paylaşmaya, önyargılarımızı büyütmek yerine sorgulamaya çalışabiliriz.

Çünkü geride bırakacağımız en değerli miras, yalnızca maddi varlıklarımız değil; insanlara yaşattığımız güzellikler, gösterdiğimiz merhamet ve bıraktığımız güzel hatıralardır.

Unutmayalım: İnsanı tanımak için önce kendimizi tanımalıyız. Hayatı anlamak için insanı anlamalıyız. Kararlarımızı güzelleştirmek için de aklımızı vicdanımızla birlikte kullanmalıyız.

Mehmet Fuat ERGÜN

26.10.2026

DİĞER YAZILARI KARDEŞİM, KANSER VE BUGÜN YAŞADIKLARIM 01-01-1970 03:00 16 AY ÜLKEME DÖNMEDEN ROMANYA PANDEMİ DÖNEMİ BATCA OTEL 01-01-1970 03:00 ZAMAN HAYRETLER İÇİNDE GEÇİP GİDİYOR 01-01-1970 03:00 KALP HUZURU BİZİM İÇİMİZDE 01-01-1970 03:00 YAŞLILIKTA BU 40 MADDEYİ UYGULAYABİLİYORMUSUN? 01-01-1970 03:00 HER ŞEYİN HAYIRLISI 01-01-1970 03:00 TAPINACAKLARINIZ MAL, MÜLK, PARA OLMASIN 01-01-1970 03:00 KAİNATI, İNSANI, OLAYLARI OKUMALIYIZ 01-01-1970 03:00 KABETTİĞİMİZ SEVDİKLERİMİZ YAŞIYOR 01-01-1970 03:00 ÖMER SÜSLİ, ROMANYA'DA GURURUMUZ 01-01-1970 03:00 TASARRUF DEMEK İNSANCA YAŞAMAK DEMEK 01-01-1970 03:00 HİKMETLİ SÖZLERİN İZİNDE: DÜNYADAN ATASÖZLERİ 01-01-1970 03:00 Mavi Vatan’da Bir Türk Mühendislik Gururu: TCG BERK ve Kıbrıs Barış Harekâtı 01-01-1970 03:00 İş Hayatında Nankörlük ve Emeğin Görünmezliği 01-01-1970 03:00 YİNE DİYECEKSİNİZ BU MEHMET FUAT'DA ÖLÜMDEN BAŞKA BİR ŞEY BİLMİYOR 01-01-1970 03:00 Hayat gazetesinin kurucusu Erkan Eruysal'ın anısına 01-01-1970 03:00 BENİM İÇİN SANKİ İKİCİ ÜNİVERSİTE MÜGE ANLI, ESRA EROL 01-01-1970 03:00 BAYRAMLARLA YAŞAM SEVİNCİMİZ NASIL ARTAR 01-01-1970 03:00 KANSERİ HİÇ BÖYLE TANIMAMIŞTIK 01-01-1970 03:00 HAYRETLER İÇİNDE KALMAK İSTER MİSİNİZ? 01-01-1970 03:00 ISTIKLAL MARŞIMIZ VE ORDUMUZ 01-01-1970 03:00 ŞU ANINIZ ÖNEMLİ 01-01-1970 03:00 MODERN TIBBIN TAVSİYESİ ORUÇ 01-01-1970 03:00 İNSAN YAZARINI TANIMAK İSTER 01-01-1970 03:00 ADI ÜZERİNDE BOŞAN - MA 01-01-1970 03:00 ÇİN VENEZUELA İÇİN NE YAPTI 01-01-1970 03:00 ŞÜKRETMESİNİ BİLEN KAZANIR 01-01-1970 03:00 TÜRK ÜNİVERSİTELERİNDE SON DURUM 01-01-1970 03:00 DİLİMİZDEN DÜŞÜRMEDİĞİMİZ 01-01-1970 03:00 KENDİMİ BİR HİÇ OLARAK GÖRÜYORUM 01-01-1970 03:00 EŞİMİZİ NE KADAR TANIYORUZ? 01-01-1970 03:00 ROMANYA MEHMET FUAT ERGÜN VE YAPAY ZEKA 01-01-1970 03:00 ARKADAŞIN VİTAMİN OLDUĞUNU YENİ ÖĞRENDİM 01-01-1970 03:00 HERKESİN DİLİNDE KALİTE. TABİKİ METODU VAR 01-01-1970 03:00 YAŞLANMA KENDİ ELİNİZDE 01-01-1970 03:00 BİR DE ÖLÜME BU AÇIDAN BAKALIM 01-01-1970 03:00 1993 ROMANYA YILLARIM. NERDEN NEREYE 01-01-1970 03:00 GÜNDE ÜÇ LİTRE SU İÇERSEN BÖBREKLERİN GİDER 01-01-1970 03:00 AZ KALDI KANSER SOYUNUN KURUMASINA 01-01-1970 03:00 "PATRON VE YÖNETİCİLERİN YAPTIĞI 21 ALTIN KURAL" 01-01-1970 03:00