ÇİN VENEZUELA İÇİN NE YAPTI

Mehmet Fuat Ergün

13-01-2026 12:58

Trump ya da Macron tarzı içi boş söylevler ve nutuklar atmadan Çin, bir dizi somut ve fiilî adımı hayata geçirmeye başladı. Çünkü Çin, ABD’nin Venezüella petrolünü kontrol altına almayı Güney Amerika’daki Çin varlığını sınırlamanın ve önlenemez hızla ilerleyen yükselişini durdurmanın bir aracı hâline getirdiğinin farkındaydı.

Çin, doğrudan Amerikan imparatorluğunun “yüzer hattını” hedef alan adımlar attı. Zira Venezüella’ya yönelik saldırı, çok kutuplu dünya projesine ve BRICS grubuna karşı ilan edilmiş bir savaş anlamına geliyordu.

Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı haberinin yayılmasından sadece birkaç saat sonra, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Komünist Partisi Siyasi Büro Daimî Komitesi’ni acil toplantıya çağırdı. Toplantı tam 120 dakika sürdü. Resmî bir açıklama yapılmadı, diplomatik tehditler savrulmadı; fırtına öncesi sessizlik hâkimdi. Bu toplantı, Çinli stratejistlerin “asimetrik kapsamlı karşılık” olarak adlandırdığı mekanizmayı devreye soktu. Bu, Çin’in Batı Yarımküre’deki ortaklarını hedef alan bir saldırıya verilen cevaptı.

Venezüella, ABD’nin “arka bahçesi” olarak görülen Latin Amerika’da Çin’in ana sıçrama tahtası konumundadır.

Çin’in ilk aşama tepkisi, 4 Ocak sabahı saat 09.15’te başladı. Çin Merkez Bankası, sessizce, Amerikan savunma sanayisiyle bağlantılı şirketlerle yapılan tüm ABD doları işlemlerini geçici olarak askıya aldığını duyurdu. Boeing, Lockheed Martin, Raytheon ve General Dynamics gibi şirketler, hiçbir ön uyarı olmaksızın Çin’le tüm işlemlerinin dondurulduğu haberiyle güne uyandı.

Aynı gün saat 11.43’te, dünyanın en büyük elektrik şebekesini işleten Çin Devlet Elektrik Şebekesi Şirketi, Amerikan elektrik ekipmanı tedarikçileriyle yaptığı tüm sözleşmeleri kapsamlı bir teknik incelemeye aldığını açıkladı. Bu adım, fiilen Çin’in Amerikan teknolojisinden kopuş sürecini başlatması anlamına geliyordu.

Saat 14.17’de ise, dünyanın en büyük devlet petrol şirketi olan Çin Ulusal Petrol Şirketi, küresel tedarik hatlarını stratejik olarak yeniden düzenlediğini duyurdu. Bu karar, yıllık 47 milyar dolar değerindeki Amerikan rafinerilerine petrol tedarik sözleşmelerinin iptaliyle “enerji silahının” yeniden devreye sokulması demekti.

ABD’nin doğu kıyılarına yönelen petrol sevkiyatları Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Küresel Güney’deki diğer ortaklara yönlendirildi. Bunun sonucunda petrol fiyatları tek bir işlem gününde %23 yükseldi.

Daha da önemlisi, verilen stratejik mesajdı: Çin, tek bir kurşun atmadan ABD’yi enerji açısından boğma kapasitesine sahiptir.

Bir diğer adımda, dünya deniz taşımacılığı kapasitesinin yaklaşık %40’ını kontrol eden Çin Denizcilik Şirketi (China Ocean Shipping Company), “operasyonel rota optimizasyonu” adını verdiği uygulamayı devreye soktu. Bunun sonucunda Çin gemileri Long Beach, Los Angeles, New York ve Miami gibi Amerikan limanlarını pas geçmeye başladı. Çin deniz lojistiğine büyük ölçüde bağımlı olan bu limanlar, konteyner trafiğinin %35’ini bir anda kaybetti.

Bu durum, Walmart, Amazon ve Target gibi büyük şirketler için gerçek bir felakete dönüştü. Zira bu şirketler, Çin’de üretilen malların ABD limanlarına taşınmasında Çin gemilerine bağımlıydı. Tedarik zincirleri saatler içinde kısmen çöktü.

Bu hamlelerin en dikkat çekici yönü, eşzamanlılıklarıydı. Zincirleme bir etki yaratarak ekonomik darbeyi katbekat büyüttüler. Bu, kademeli bir tırmanma değil; ABD’nin karşılık verme kapasitesini felce uğratmak üzere tasarlanmış sistemik bir şoktu.

ABD hükümeti bu darbeyi henüz sindirememişken, Çin yeni bir adım attı: Küresel Güney’in seferber edilmesi. 4 Ocak günü saat 16.22’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi; Brezilya, Hindistan, Güney Afrika, İran, Türkiye, Endonezya ve 23 ülkeye daha, Amerikan müdahalesiyle iktidara gelecek herhangi bir Venezüella hükümetini tanımayacağını açıkça beyan eden ülkelere derhâl geçerli olacak ayrıcalıklı ticaret koşulları teklif etti.24 saatten kısa bir süre içinde 19 ülke bu teklifi kabul etti. İlk kabul eden Brezilya oldu; onu Hindistan, Güney Afrika ve Meksika izledi. Böylece “fiilen çok kutuplu dünya” kavramı somutlaştı.

Çin, ekonomik teşvikleri bir silah gibi kullanarak ABD karşıtı bir koalisyonu anında oluşturmayı başardı.

“Son dokunuş” ise 5 Ocak’ta geldi: Pekin finansal silahı devreye soktu. Çin’in sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi, Washington’un kontrolündeki SWIFT sisteminden kaçınmak isteyen her türlü uluslararası işlemi karşılayacak şekilde kapasitesini genişlettiğini duyurdu. Bu, Çin’in dünyaya Batı merkezli finans sistemine tam ve işlevsel bir alternatif sunduğu anlamına geliyordu.

Amerikan finans altyapısına bağlı kalmadan ticaret yapmak isteyen her ülke, şirket ya da banka; %97 daha ucuz ve daha hızlı olan Çin sistemini kullanabilir hâle geldi.

Tepki anında ve sarsıcı oldu: İlk 48 saat içinde 89 milyar dolarlık işlem gerçekleştirildi. 34 ülkenin merkez bankası Çin sisteminde operasyonel hesap açtı. Bu da ABD’nin en önemli finansman kaynaklarından birinde dolarizasyonun çözülme sürecinin hızlandığını gösteriyordu.

Teknoloji cephesinde ise, dünya nadir toprak elementleri üretiminin %60’ını kontrol eden Çin, yarı iletkenler ve elektronik bileşenler için hayati öneme sahip bu madenlerin, Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını destekleyen ülkelere ihracatına geçici kısıtlamalar getirdi. Bu karar; Apple, Microsoft, Google ve Intel gibi Amerikan teknoloji devlerinde büyük bir endişe yarattı. Zira bu şirketler temel bileşenlerde Çin tedarik zincirlerine bağımlıydı ve üretim sistemleri haftalar içinde çökme riskiyle karşı karşıya kaldı.

Çin’in her hamlesi, Amerikan imparatorluğunun ekonomik kalbine doğrudan indirilen bir darbe niteliğindedir.

“Çin Venezuela için ne yaptı?” diye soruyor dostlar ve düşmanlar.

Yukarıda anlatılanlar, bu sorunun açık cevabıdır:

Savaş ilan etmeden, Çin harekete geçiyor, etkiliyor ve yeni gerçeklikler dayatıyor.

 

Kurt Grötsch

Alman akademisyen ve araştırmacı. Nürnberg Üniversitesi’nden doktora, Madrid’den MBA derecesi sahibi. Avrupa ve uluslararası üniversitelerde öğretim üyesi ve konuşmacı. Kültür, iletişim ve yaratıcı endüstriler alanında uzman; birçok kültürel merkez ve kurumun kurucusu. “Çin Kürsüsü” başkan yardımcısı ve Çin Minzu Üniversitesi .

Not. Bu yazı arkadaşım Behiç Pakyürek göndermiştir 

DİĞER YAZILARI Hayat gazetesinin kurucusu Erkan Eruysal'ın anısına 01-01-1970 03:00 BENİM İÇİN SANKİ İKİCİ ÜNİVERSİTE MÜGE ANLI, ESRA EROL 01-01-1970 03:00 BAYRAMLARLA YAŞAM SEVİNCİMİZ NASIL ARTAR 01-01-1970 03:00 KANSERİ HİÇ BÖYLE TANIMAMIŞTIK 01-01-1970 03:00 HAYRETLER İÇİNDE KALMAK İSTER MİSİNİZ? 01-01-1970 03:00 ISTIKLAL MARŞIMIZ VE ORDUMUZ 01-01-1970 03:00 ŞU ANINIZ ÖNEMLİ 01-01-1970 03:00 MODERN TIBBIN TAVSİYESİ ORUÇ 01-01-1970 03:00 İNSAN YAZARINI TANIMAK İSTER 01-01-1970 03:00 ADI ÜZERİNDE BOŞAN - MA 01-01-1970 03:00 ŞÜKRETMESİNİ BİLEN KAZANIR 01-01-1970 03:00 TÜRK ÜNİVERSİTELERİNDE SON DURUM 01-01-1970 03:00 DİLİMİZDEN DÜŞÜRMEDİĞİMİZ 01-01-1970 03:00 KENDİMİ BİR HİÇ OLARAK GÖRÜYORUM 01-01-1970 03:00 EŞİMİZİ NE KADAR TANIYORUZ? 01-01-1970 03:00 ROMANYA MEHMET FUAT ERGÜN VE YAPAY ZEKA 01-01-1970 03:00 ARKADAŞIN VİTAMİN OLDUĞUNU YENİ ÖĞRENDİM 01-01-1970 03:00 HERKESİN DİLİNDE KALİTE. TABİKİ METODU VAR 01-01-1970 03:00 YAŞLANMA KENDİ ELİNİZDE 01-01-1970 03:00 BİR DE ÖLÜME BU AÇIDAN BAKALIM 01-01-1970 03:00 1993 ROMANYA YILLARIM. NERDEN NEREYE 01-01-1970 03:00 GÜNDE ÜÇ LİTRE SU İÇERSEN BÖBREKLERİN GİDER 01-01-1970 03:00 AZ KALDI KANSER SOYUNUN KURUMASINA 01-01-1970 03:00 "PATRON VE YÖNETİCİLERİN YAPTIĞI 21 ALTIN KURAL" 01-01-1970 03:00