KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 24-06-2021 20:26   Güncelleme : 24-06-2021 20:26

Romen resim sanatında Türkiye ve Türk-Tatar toplumu

Sait Evren Güner'in kaleminden...

Romen resim sanatında Türkiye ve Türk-Tatar toplumu

Romanya’da üç yılı aşkın bir süredir görev yapıyorum. Görev sürem boyunca, bazen görevimin bir parçası bazen de kişisel merakımın bir sonucu olarak Türkiye-Romanya arasında ortak kültür paydalarını tespit etmekten hep büyük haz duydum. Özellikle diğer bazı bölge ülkeleriyle kıyaslandığında Romanya’da toplum ve yönetim nezdinde Türkiye’ye ve Türk toplumuna yönelik olumlu yaklaşım yaptığım hemen her araştırmada karşıma çıktı. 

   İşte bu olumlu yaklaşımın bir sonucu olarak Romen resminde Türk-Tatar azınlığı, Romen toplumuna zenginlik katan farklı ve “egzotik” bir unsur olarak yorumlanmış. Özellikle, Romencede “interbelic” denen iki dünya savaşı arası dönemde bu resimler “Balçık Okulu” denen bir sanat akımına da ilham kaynağı olmuş. 

   Büyükelçilik olarak ortak kültürümüzün bu anlamlı mirasına yeniden görünürlük kazandırma arzusuyla Büyükelçimiz Sayın Füsun Aramaz’ın, Romanya Ulusal Sanatlar Müzesiyle (MNAR) imzaladığı bir Ortaklık Protokolü çerçevesinde bu resimleri muhtelif mecralarda sergilemeye yönelik çalışmalar yaptık. Mayıs ayı boyunca MNAR’nin dış duvarında sergilenen ve büyük ilgi gören bu eserler Haziran ayı boyunca "Anchor Grup" Genel Müdürü Sayın Affan Yıldırım’ın nazik desteğiyle “Bucureşti Mall” alışveriş merkezinde siz değerli vatandaşlarımız ve soydaşlarımızın ve tabii Romen dostlarımızın ziyaretine açık.

   Gelin isterseniz, biraz da tarihi boyutuyla, bu resimlere bir göz atalım.

Romanya’nın Alman Prensin Macar Ressamı 

   1866 yılına gelindiğinde Alman “Hohenzollern-Sigmaringen” hanedanından Carol (Alm. Karl) Romanya Prensi olacaktı. Kısa sürede bazı reformlar gerçekleştiren Carol, batılı devlet başkanları gibi kendisinin seyahatlerini resmedecek ve fotoğraflayacak birini görevlendirdi. Bu kişi, 1853-1856 Kırım Savaşı’nı resimleyen ve böylelikle dünyanın ilk savaş fotoğrafçısı olarak kabul edilen, Carol Popp de Szathmari’ydi. 1812’de Cluj’da doğan Macar asıllı Szathmari aynı zamanda usta bir ressamdı. Kral Carol'un 1866’de Sultan Abdülaziz’den "Eflak-Boğdan Birleşik Prensi” olarak atanmasına onay almak üzere İstanbul’u ziyaretinde kendisine eşlik eden Szathmari bu kadim şehirde en güzel resimlerini çizecek malzemeyi bulacaktı.

 Carol Popp de Szathmari

 Carol Popp de Szathmari - Boğaz (Prens Carol’un heyetinin Dolmabahçe Sarayı’nda kabulü) Bağımsızlık Savaşı
   Romanya, ülkemizde “93 Harbi” olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında 1878 yılında Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını elde etti. Savaşı izleyerek belgeleyenler arasında ressamlar da vardı. Bunlardan en önemlisi Nicolae Grigorescu, Plevne’de Gazi Osman Paşa’yla birlikte kahramanca mücadele veren Türk askerlerini ve buradan Bükreş’e getirilen savaş esirlerini de resmetmiştir.

Dobruca

   Bağımsızlık Savaşı’nı kazanan Romanya Dobruca’ya da sahip oldu. 1878 yılında Dobruca Bölgesi Osmanlı’nın çok kültürlü yapısını mükemmel bir şekilde yansıtıyordu. Nüfusun yarıdan fazlası Türk-Tatar ise de, Bulgar, Rum, Ermeni, Rus, Ukrain ve Roma toplulukları burada bir arada barış içinde yaşıyordu. Burada Romen nüfusu çok sınırlı olduğundan devlet politikasıyla buraya ülkenin başka bölgelerinden Romenler ve Balkanlar’daki Romence konuşan “Ulah” nüfus yerleştirildi.
   Dolayısıyla Tuna’nın doğu tarafı “yabancı”ydı ve burayı “keşfetmek” ve “anlamak" gerekiyordu. Doğuyu ve Doğulu olanı anlamaya yönelik bu “oryantalist” çaba, Romanya’nın kendisini “Batılı” bir ülke olarak konumlandırmasının ve bu yöndeki kimlik arayışının da bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı

   Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1918 yılında “Büyük Birleşme” (Marea Unire) Romanya’nın en geniş sınırlarına ulaşması ve Romencede “Cadrilater” olarak bilinen Güney Dobruca’yı da ele geçirmesiyle bu tanıma çabası yoğunlaştı. Bu bölgede yer alan Karadeniz kıyısındaki Balçık (Rom. Balcic) şehri ilk önce yukarıda bahsi geçen Carol Popp de Szathmari’nin oğlu ressam Alexandru Satmari tarafından keşfedildi. Ardından Nicolae Tonitza, Gheorghe Pătrașcu, Jean Alexandru Steriadi, Camil Ressu, Francisc Șirato, Cecilia Cuţescu-Storck, Iosif Iser, Constantin Artachino gibi en önemli Romen ressamları da başta Balçık şehri olmak üzere Kuzey ve Güney Dobruca’daki Türk ve Tatar topluluklarını, onlarıngündelik yaşamlarını, mezarlıklarını, ibadethanelerini çizdiler.

   Balçık kısa sürede “Büyük Romanya”nın (România Mare) bir sembolüne dönüştü. Burada Romen Kraliyet Ailesi için sembolik minaresiyle bir saray inşa edildi. İkinci Dünya Savaşı’nda Bulgaristan’ın eline geçen Güney Dobruca artık Romanya’da tıpkı Adakale gibi, yitirilmiş bir cennete melankolik bir atıftır. Balçık adı bugün, Romanya’nın Müslüman topluluklarının Romen ressamlarca çizilmiş resimlerinde yaşamaktadır.   

Çevrimiçi Sergi

   Romanya Etnik Gruplar Arası Devlet Sekreterliği (DRI) tarafından bu konuda farklı müzelerin katılımlarıyla düzenlenen bir çevrimiçi sergiyi de sizlerle buradan paylaşmak istiyorum. Buradaki karekodu cep telefonlarınızla tarayarak muhtelif müzelerde bulunan “Balçık Okulu” resimlerini görüntüleyebilirsiniz. Geçici nitelikteki sergi 30 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilir.

Sait Evren Güner