KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 01-06-2021 10:46   Güncelleme : 01-06-2021 10:46

Romanya’daki Türk hazinesi

Romanya’daki Türk hazinesi

Gerçek bir hazineden söz ediyoruz. Hem maddi hem manevi değeri büyük olan ama ne yazık ki bir çoğumuzun habersiz olduğu bir mirastan. Transilvanya bölgesindeki kiliselerin asırlardır yüzlerce Anadolu halısına ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz? Bu yazımızda Türk halılarının Anadolu'dan Transilvanya’ya uzanan yolculuklarına değiniyoruz.

    Bükreş’ten Transilvanya’ya ilk geçiş noktası olan Braşov’u ziyaret eden okuyucularımız, şehrin meydanına yakın konumdaki Kara Kilise’yi (Biserica Neagra) görmüştür. Avrupa’nın en doğusundaki gotik kilise olma özelliği taşıyan bu yapı, bugün Türkiye dışındaki en büyük Türk halısı koleksiyonuna da ev sahipliği yapmaktadır. Aslında asırlar boyunca binlerce Türk halısı Transilvanya’daki birçok şehirdeki kiliselerde kullanılmıştır.

    Böyle bir ihtiyacın nereden çıktığı ise Avrupa tarihinin çok önemli bir bölümüne göz atmayı gerektiriyor.

Hristiyanlığın bölünmesi

16’ncı yüzyıla gelindiğinde dünyada başlıca Hristiyan mezhepleri Batı'da Roma merkezli Katoliklik ve Doğu’da İstanbul merkezli Ortodoksluk’tu. Ancak Katolik Avrupa’da içten içe kaynayan bir hareket kısa sırada yerini Vatikan’a karşı protestolara bırakacak ve bu protestolardan adını alan yeni bir mezhep, yani Protestanlık doğacaktı.

    1517 yılında Almanya’da Martin Luther adlı bir ilahiyatçının “95 Tez” adını verdiği ve Katolik Kilisesinin uygulamalarını eleştiren bir kağıdı Almanya’nın Wittenberg şehrindeki katedralin kapısına asması Protestanlığın doğuşu kabul edilir. Martin Luther, Katolik Kilisesini maddiyatı maneviyatın üzerinde tutmakla eleştiriyor, sadeliğin önemini vurguluyordu. Kiliselerdeki ikonalara ibadet edilmesinin hiçbir anlamı olmadığını, bunların insanı Tanrı’dan uzaklaştıran putlar olduğunu öne sürüyordu.

Protestanlık Transilvanya'da

Protestanlık hareketi ortaya çıkar çıkmaz Transilvanya’da yerleşik Almanlar ve Macarlar nezdinde yankı buldu. Alman
 ve Macarların mensup oldukları birçok Katolik kilisesi Protestan kilisesine dönüştürüldü. Yukarıda bahsettiğimiz Kara Kilise de önce bir Katolik Kilisesi olarak inşa edilmiş, 16. yüzyılda Protestan kilisesine dönüştürülmüştür. 
    Protestanlığın özellikle ikona denen kutsal resimlere karşı tutumu oldukça katı olduğundan kısa sürede tüm Transilvanya’daki Protestan kiliselerinde ikonalar kırıldı ve söküldü; yerlerini tekdüze beyaz duvarlara bıraktı. “Tanrı’nın evi” olarak görülen kilisedeki bu tekdüzeliği kırmak için estetik, bir nebze olsun soğuktan izolasyon sağlaması açısından pratik amaçlarla
 kiliselere Türk halıları bağışlanmaya başladı (Rönesans resimlerinden Türk halılarının yer yer battaniye gibi kullanıldığı da görülmektedir). Zaman içinde halı bağışlama bir tür dini ritüele, adak adamaya dönüştü. Tüccarlar, lonca denen meslek örgütleri ve yöneticiler, kiliselere Türk halısı bağışlamak için birbirleriyle yarıştılar. Ülkemizdeki kullanımından farklı olarak çoğu zaman duvara asılan halılar bu sayede yıpranmadan yüzyıllara meydan okuyabildiler. 

Evladiyelik bu halılar!

Türkiye’den gelen halı ve kilimler, hem emek-yoğun zanaat ürünleri olmaları hem nakliyesindeki zorluklar nedeniyle oldukça yüksek fiyatlara satılmış, bu ticaret merkezinde biriken sermaye açısından hem bir yatırım hem de bir prestij aracına dönüşmüştür. Sadece kiliselerde değil, evlilik ve vaftiz gibi dini törenlerde de Türk halısı hediye edildiğine dair kayıtlar mevcuttur. 
    Bu “evladiyelik" halıların yüzlerce yıl sonra bile canlı olan renkleri, Türk ürünlerinin kalitesinin asırlar
 öncesine dayanan bir gelenek olduğunun göstergesi gibidir adeta.

Bursa-Braşov Hattı

Aslında Osmanlı Devleti'nden Transilvanya’ya halı ticareti Protestanlığın doğuşuyla birlikte kayda değer oranda hız kazanmışsa da, bu ticaret daha eskilere dayanmaktadır. Braşov şehrinin 1462-1464 yılı gümrük kayıt defterlerinde Anadolu halılarına ilişkin ticarî kayıtlara rastlanmaktadır.

Sultan 2. Bayezid (1481-1512) ile Matei Corvin (1458-1490) arasında iki ülke arasında dolaşım ve ticaret özgürlüğü sağlayan bir anlaşma imzalanmış, bunun sonucu olarak da sadece 1503 yılında Braşov’a 500’den fazla halı girmişti. Bu halılar, dokundukları Uşak, Kütahya, Gördes (Manisa), Selendi (Manisa) gibi Batı Anadolu şehirlerinden Bursa’ya gider, gemiyle Karadeniz’den geçer, Tuna Nehri’nden geçer, İbrail (Braila) veya Yergöğü’nde (Giurgiu) yerel imtiyazları bulunan tüccarlarca Braşov üzerinden Transilvanya'ya götürülürdü. Bu hat "Bursa-Braşov ticaret hattı” olarak anılmıştır.

    Halı ticareti zaman içinde o kadar geniş bir hacme kavuşmuştur ki, Sultan III. Ahmet tarafından çıkarılan bir Hatt-ı Hümayunla, gerekli saygının gösterilmeyebileceği gerekçesiyle gayrımüslimlere yapılan halı satışlarında Kâbe görsellerinin ve İslami hat örneklerinin (ayet ve hadis gibi) bulunması yasaklanmıştır. 

    Transilvanya’da en büyük halı koleksiyonları Braşov’da Kara Kilise’de, Sibiu’da Brukenthal Müzesinde, Mediaş’ta Azize Margaret Kilisesinde ziyaret edilebilir. Bükreş Ulusal Sanat Müzesinde de az sayıda da olsa (15 adet) örnekleri mevcuttur. Bu halılar ticaretin iki ülke kültürünün yakınlaşmasına katkılarının güzel bir örneğidir.