GÜNCEL
Giriş Tarihi : 19-10-2021 20:28   Güncelleme : 19-10-2021 20:39

"Parası olan da olmayan da mutsuz. Yalnızca dostları olanlar mutludur"

Hem ses, hem saz sanatçısı ve de Psikoterapist Ali Rıza ERDOĞAN "Ruhsal sağlamlık" kitabını yazıyor.

Ali RizaERDOĞAN’ı 2005 yılında tanıdım. Galats’da çok büyük bir tekstil fabrikasının Genel Müdürüydü

İngiltere bağlantılı çalışıyordu.

İngiltere'den kesilip biçilmiş gelen kumaşlar bin’e yakın çalışanı olan Galats’daki tekstil fabrikasında dikilip tekrar İngiltereye TIR’lar ile gönderiliyordu.

Özellikle Galati’a Ali Riza ERDOĞAN’ı tanımak için gitmiştim.

Bükreş’te ortak bir dostumuz bana Ali Rıza’yı anlata anlata bitirememişti.

Büyük bir saz ve ses ustası olduğunu, albümlerinin bulunduğunu ve eşinin de sanatçı olduğunu anlattı.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Ali Rıza ERDOĞAN’ın üstelik bir de doktor olduğunu söyledi.

Klinik sahibi olan Ali Rıza ERDOĞAN hem de Psikoterapist.

Hem doktor, hem ses ve saz sanatçısı hem de Romanya’da bir tekstil fabrikası Genel Müdürü.

Bakar mısınız ne yetenekleri var bizim Ali Riza’nın.

İşte bir gazeteci için bütün bu anlatılanlar bana yetmiş ve onu tanımak için Galati’a gitmiştim.

Yıllar öncesinde başlayan Ali Rıza kardeşimizle dostluğumuz hiç kesintisiz sürüyor.

Ali Rıza ERDOĞAN bütün bu meziyetlerinden başka üstelik yıllardır CEM TV’de ‘’İÇİMİZDEKİ SESLER’’ adlı bir de program yapıyor.

Bütün bu uğraşıları arasına MESAM ile de son derece yoğun ilgisi olduğunu da bilmenizi isterim.

Bu yeteneklerinin yanı sıra kendisinin son derece insani tavrını ve alçak gönüllü olması da ayrı bir değer veriyor Ali Riza’ya.

*******

İşte bu güzel ve değerli kardeşimden geçtiğimiz hafta yazdığı bir mesajla beni CEM TV’de ‘’İÇİMİZDEKİ SESLER’’ adlı yaptığı TV programına adet etmesi e yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti.

Önce acaba Serkan’a yollayacağı davet mesajını yanlışlıkla bana mı gönderdi diye düşündüm.

Zira şarkı söyleyen yani şarkıcı olan Serkan.

Ben bunları düşünürken aklıma ava giden avlanır misali; ben Ali Rıza ERDOĞAN ile bir söyleşi yapayım istedim.

Romanya'da yeni bir Türk jenerasyonumuz var. Onların da içimizden çıkan bu değerli ismi yakından tanısınlar istedim.

Sözü uzatmadan Ali Riza ERDOĞAN kardeşimiz bize Romanya’dan Türkiye’ye dönüş tarihi olan 2013 yılından sonra yaptıklarını ve Pandemi döneminde bir psikoterapist olarak neler yaşadıklarını kendi anlatsın:

2013 Yılı Ağustos ayında Türkiyeye döndüm. 8 Yıl sonra aslında döndüğümde memleket bayağı değişmişti bir süre uyum sağlama zorluğu yaşadım. Yeniden bir düzen kurmak gerekti tatilden dönüşe benzemiyordu yani.  İşleri yürüsün diye peşine tyakılıp geldiğim adamlar tarafından bir mağdur edilme de vardı elbette burada.  Bir kandırılmışlık hissi oluşuyor doğal olarak insanda kırgınlık oluşuyor.  Ama her şeye karşın güel dostluklar edindim iyi ilişkiler içinde oldum. Çok iyi insanlar tanıdım. Gurbette bu insanlarla çok şey paylaştık ve zamanı anlamlı kılmaya duruma katlanmaya çalıştık.

 

4 Yıldır Cem Tv de İçimizdeki Sesler adlı programı hazırlayıp sunuyorum ve haftada bir ekranlardayız sanatçı dostlarla. İlk olarak Arif Sağın evinde kendisini konuk ederek başladık çekimlere. Daha sonra Mesam da yönetim kurulunda birlikte görev yaptığımız Cahit Berkay. Onur Akın  Erkan Oğur  Mikail Aslan  Ali Rıza Binboğa Burhan Şeşen le program çekimlerine devam ettim.  Çok sayıda sanatçı gazeteci siyasetçi ile hem söyleştik hem türküler söyledik hem ağladık hem güldük programların içinde.

Aslında bir çeşit hayatı paylaşmak oldu. Acıları haksızlıkları dile getirmek çocukluk anılarını tekrar konuşmak hayatın acı taraflarında da dolaşmak ekran başındaki izleyicinin benzer anılarına denk geliyor. Yalnız olmadığımızı biliyoruz ve anlattıklarımız paylaştıklarımız bireysel değil kollektif olarak çok insanın ruhsal dünyasını harekete geçiriyor. Amacım işin içine psikoloji de katmak. Diğer insanların yaşanmışlıklarından yola çıkarak türküler eşliğinde biraz da insanın acılarını dindirmesine vesile olmaktır. Müzik sadece eğlence aracı değil aynı zamanda hayatla baş edebilme ruhsal dünyayı onarma yoludur.

Klinikte hastalarımla terapi seanslarının başka bir versiyonu gibi görüyorum televizyon programını. Severek zaman ayırıyorum. Benim programıma konuk ettiğim çok sayıda insan hayatını kaybetti kovit sürecinde. Şimdi o programların tekrarına bakınca hüzünleniyorum. Hayat böyle sınırlı bir şey ama insanlar hiç ölmeyecekmiş gibi birbiri ile hala uğraşıyor hala haksızlık ediyor hala bencillik ediyor hala aç gözlülük ediyor.

Milletvekilliği yapmış bakanlık yapmış siyasetçiler de programıma konuk oldu çok parası olan iş adamları da hiçbir şeyi olmadan dünyayı dolaşan gezginler de sırtında ceketi olmayan dervişlerde konuk oldu. Hepsinin eninde sonunda anlam bulduğu şey türküler oldu kültürel değerler oldu. Hayatlarına anlam kattıkları yön burası idi harcadıkları paralar sahip oldukları mal mülk değildi. Onların hepsi aldatıcı ver insanı mutlu etmeye yetmiyor.

Çok parası olan da hiç parası olmayanda çok mutsuz. Ancak dostları olan hayatına anlam katan paylaşımları olan sosyal insanlar mutlu. Dünyanın her yerinde böyle durum.

Pandemi sürecinde RUHSAL SAĞLAMLIK üzerine bir kitap yazmaya başladım henüz devam ediyorum yazmaya. Bir yandan yeni yaptığım eserleri albüm haline getirmeye çalışıyorum. Böylece demek istediklerim kalıcı hale geliyor. Söz uçar yazı türkü kalır. Besteler yapmaya devam ediyorum.

Romanyadan İstanbula döndükten sonra İstanbul üniversitesinde iki tane tez çalışması yaptım. Somatizasyon psikolojik kökenli ağrılarla ilgili ve halk sağlığı alanı ile ilgili. Bilişsel Davranışçı Terapi alanı ile ilgili çalışmaya devam ediyorum. Ruh sağlığı alanındaki çalışmalar televizyon programı ve müzik çalışmaları ile hayat devam ediyor.

Güç ve para peşinde koşan insanların hayatlarını sorgulamaya zamanları olmuyor sorgulamak işlerine de gelmiyor. Hırsları daha büyüyerek kendisinden daha fazla kaçar oluyorlar.  Oysa hayat içindeki beni anlamaya yöneliktir. Geçmiş bağlantılarını kurmaktır. Biz sadece bu günün eseri değiliz bizden öncekilerin toplam eseriyiz. Geçmiş bağlantılarımız var ve bize miraz kalan kültürün inancın değerlerin yaşanmış ve yaşanamamışların toplamından pay alıyoruz.

Hayat yolculuğu sadece dışarıya değil içeriye de yapılan bir yolculuktur.