GÜNCEL
Giriş Tarihi : 20-01-2021 00:19   Güncelleme : 20-01-2021 00:31

Ezeli Rekabet ve Ebedi Dostluk

Sait Evren GÜNER’in kaleminden....

Ezeli Rekabet ve Ebedi Dostluk

Romanya'nın ülkemize çok sayıda futbolcu ve teknik direktör vermiş bir ülke olduğu konunun meraklısı hemen herkesçe bilinir. Gheorghe Hagi ve Gheorghe Popescu 2000 yılında Galatasaray’da Süper Kupa’yı alan takımda oynuyorlardı; takımın başında ise Mircea Lucescu vardı. Lucescu üç yıl sonra Beşiktaş’ın kuruluşunun yüzüncü yıl dönümünde şampiyonluğu getirecek takımın da başındadır. 17 Nisan 2005’te Beşiktaş-Fenerbahçe maçında kaleci Oscar Cordoba kırmızı kartla oyun dışı kalınca tüm oyuncu değiştirme haklarını kullanmış olan Beşiktaş’ta kaleye geçen Daniel Pancu’nun unutulmaz performansı Türk spor tarihine geçmiş ve ona “Kadıköy Panteri” unvanını kazandırmıştı. Fenerbahçe tarihinde ise iki Romen kaleci Datcu (1967-75) ve Moldovan (1998-2000) dikkat çekiyor. Türkiye liglerindeki diğer takımlarda da Romen futbolcular ve teknik adamlar ter döktüler ve döküyorlar. Gigi Multescu ve Marius Şumudica gibi teknik adamlar Türk futbol izleyicisine kendilerini sevdirmeyi başaran diğer isimler.

   Ama iki ülkenin futbol tarihi bundan ibaret değil; Romanya futbol tarihimizde bazı “ilk”leri ve “en”leri yaşadığımız, tabiri caizse ezeli bir rakibimiz. İsterseniz kısaca bakalım. 

Bir Türk Takımının Oynadığı İlk Uluslararası Maç

   Bir Türk takımının yabancı bir ülke takımıyla ilk maçı 14 Nisan 1911’de İstanbul’da, bugünkü Ülker (Saraçoğlu) Stadının yerindeki İttihadspor sahasında oynandı. Galatasaray ile Cluj takımı Vasutas'ın karşı karşıya geldikleri müsabaka 2-2 bitti. İki gün sonra, bu kez 16 Nisan’da yapılan ikinci maç ise Galatasaray’ın 4-2 üstünlüğüyle tamamlandı. Galatasaray bu maça meşhur parçalı formayla çıkıyordu. Cluj, o dönemde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na bağlı bir şehirdi ve “Vasutas” takımı adını Macarca demiryolu kelimesinden alıyordu. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Romanya’ya bağlanan Cluj’da “Vasutas”ın adı da Romenceye çevrilecek "Căile Ferate Române” (CFR) olacaktır. Demiryollarınca kurulan kulüpler bilindiği gibi Türkiye’de de başarıyla top koşturmuştur; Adana Demirspor, Ankara Demirspor gibi...

   İki ülke takımları arasındaki rekabet böylelikle başlamış görünüyor. Aynı yılın Eylül ayında bu kez Vasutas Galatasaray'ı Cluj’a davet etti. Davet vesilesi, bugün halen aynı adı taşıyan Ion Moina Stadının açılışıydı. Galatasaray takımı “Dacia” Vapuru’yla İstanbul’dan Köstence’ye; buradan da trenle Cluj’a geçti. Bu bir Türk takımının yurt dışında yaptığı ilk maçtı.11 Eylül 1911’de yapılan ilk maçın sonucu hakkında farklı rivayetler mevcut ancak Cluj ekibinin maçı 5-1, 8-1 veya bu ikisi arasındaki bir skorla kazandığı belirtiliyor muhtelif kaynaklarda. 13 Eylül’de yapılan ikinci maçı da Vasutas 4-1 kazandı. 

   Galatasaray Cluj’dan dönüş yolunda Bükreş’e uğrayarak 1 Ekim 1911’de Bükreş karmasıyla yaptığı maçı 11-1 kazandı. Bükreş karması sahaya, Rumen, Macar, Rus, Leh ve İtalyan futbolculardan oluşan bir kadroyla çıkmıştı. 

Osmanlı İmparatorluğu Milli Takımı

1914’te ise bu kez Bükreş takımı İstanbul’a davetliydi.17 Nisan 1914’teki ilk maçta Türk takımı Altınordu, Fenerbahçe ve Galatasaray’dan gelen futbolculardan oluşmaktaydı. Romanya takımı da sahaya karma bir takımla çıkıyordu.  Beyaz formalı Osmanlı takımı “Romanya” karşısında sahadan 1-0 yenik ayrıldı. Bu takıma, o dönemde resmen kurulmuş bir federasyon mevcut olmadığından gayrıresmi olarak “Osmanlı İmparatorluğu Milli Takımı” da denmiştir. 

   Bu mağlubiyet Türk basınında geniş yankı buldu. Tartışmalar bugünkünden çok da farklı değildi. Futbolcu seçiminden taktik dizilime kadar takıma eleştiriler yağdı. Maçın Türk hakemi bile “taraf tutuyor suçlamasına maruz kalmamak korkusuyla” hatalı kararlar almakla eleştirildi. İki gün sonra 19 Nisan’da Romanya karması bu kez yabancı oyuncuları da sahada olan Galatasaray’la karşılaştı. Yaklaşık 4.000 kişinin izlediği karşılaşma 4-2 Galatasaray’ın üstünlüğüyle sona erdi. Atatürk’ün de bu maçın izleyicileri arasında olduğu biliniyor.

İlk Milli Maç

   Türkiye Futbol Federasyonu kurulduktan sonra ilk milli maç yine Romanya’ya karşıdır. Cumhuriyetin ilanından üç gün önce 26 Ekim 1923’te Taksim stadında yapılan Türkiye-Romanya dostluk maçı 2-2 berabere tamamlandı. Ali Sami Yen’in teknik direktörü olduğu milli takımın golleri Fenerbahçeli Zeki Rıza Sporel’den geldi. Sporel’in 40 metreden attığı gol ise uzun süre dillerden düşmeyecekti. Türk Milli Takımı bu maça ilk kez göğsü kırmızı bantlı beyaz formayla çıkıyordu. 

   Romanya aynı zamanda milli takımımızın bugüne dek en fazla maç yaptığı milli takım. 1923’ten bu yana yapılan 25 maçtan 14’ünü Romanya, beşini Türkiye kazandı. Sekiz maç berabere bitti. Milli takımımız Romanya maçlarında 24 gol attı, 49 gol yedi. Türkiye ile Romanya arasındaki müsabakaların 10'u resmi, 15’i özeldir. Bunlardan 14'ü Türkiye'de, 11'i Romanya'da oynanmıştır.

   Türkiye-Romanya arasındaki dostluk ilişkileri, "futbol diplomasi"sinde de karşılığını bulmuş, hem Osmanlı Devleti’nin son günlerinde hem Cumhuriyet’in ilk günlerinde Türk-Romen dostluğu futbol müsabakalarına da yansımış görünüyor. Aradan geçen zamanda Türkiye’de top koşturan Romen futbolcular ve Romen teknik direktörler iki ülke halklarının birbirini tanımasına önemli katkı sağlamışlardır.

Not: Bu yazının yazılmasında katkı sunan değerli dostum Ozan Özçelikli’ye teşekkür borçluyum. Bu yazıyı yazarken farklı kaynaklardan yararlandım ama Doç.Dr. Önder Kocatürk’ün “Turkish Studies” adlı yayındaki “Türk Milli Takımı ve Galatasaray’ın Romanya Milli Takımına karşı Futbol Müsabakaları” (2015) adlı makalesini hem bu yazı hem de bazı görseller için kaynak olarak kullandığımı özellikle belirtmek isterim. 

Sait Evren GÜNER