GÜNCEL
Giriş Tarihi : 12-04-2020 19:35   Güncelleme : 12-04-2020 19:44

CORONA’lı günleri nasıl geçiyor?

“CORONA’lı günleri nasıl geçiyor?” dizimize bu defa Romanya’daki PEN dünyamızın ilk isimlerinden biri olan ALİ KARAÇAYIR.

CORONA’lı günleri nasıl geçiyor?

“CORONA’lı günleri nasıl geçiyor?” dizimize bu defa Romanya’daki PEN dünyamızın ilk isimlerinden biri olan ALİ KARAÇAYIR.
   “Yiğit lakabıyla anılır” derler. ALİ KARAÇAYIR dersen tanıyanlar var elbette. Ama “KOMPEN ALİ” dendiğinde ise tanımayan yoktur.
   Kendisine ait fabrika ve deposunun sınırları içinde içinde tavukları, köpekleri olan büyük tarla denilecek kadar büyük bir bahçesi vardır. Evi de ayni bahçededir.
   O bahçede yetiştirmediği sebze, meyve yok.
Gelen misafirlerine torba torba domates, patlıcan, biber, salatalık doldurup doldurup verir.
   Adeta hepsi de birer lezzet deposu tamamen organik yiyecekler. Ben Karaçayır’ın bahçesinden yendiğim domateslerin tadını unutamam.
Ali KARAÇAYIR çoğu zaman arkadaşlarını bahçeye davet eder hem sebzelerini verir hem de mangal yapar.
   Neyse konumuz bu değil elbette.
   Ali KARAÇAYIR da bu CORONAVİRÜS belası sırasında ne yapıyor, günlerini nasıl geçiriyor?
   Kendi ağzından dinleyelim:
23 yıldır Romanya’dayım ilk defa kurak bir kış geçirdik. Bahar aylarında olmamıza rağmen yağmur görmedik.
   Virüslü günlere hazırlıksız yakalandık. Çok zor bir süreçten geçiyoruz hepimiz. Artık bundan sonra hiç bir şeyin ayni olacağı düşüncesinde değilim. Yaşama şartlarının daha çok zorlaşacağı inancındayım.
   Bundan sonra daha çok birlik ve beraberlik içinde olmamız lazım.
Hepimiz ayni dünyada yaşıyoruz.
   Bu zor günlerde benim en fazla zaman geçirdiğim bahçe işlerim. Topraklar uğraşırken aklıma bile gelmiyor CORONA BELASI.
1-2 hafta içinde bahçemin her yanından yine sebzelerim meyvelerim çıkacak.
   Evim de fabrikamın bahçesinde olduğu için kendime burada bir dünya kurdum. Adeta Konya’daki köyümün yaşantısını buraya taşıdım.
Bazı elemanlarıma ücretli izin verdim. Çok dar bir kadroyla gelen ihtiyaçları cevaplandırmaya çalışıyoruz.

Erkan ERUYSAL'ın kaleminden...