GÜNCEL
Giriş Tarihi : 30-06-2021 18:44   Güncelleme : 30-06-2021 19:30

Bu nasıl gazetecilik!

Bu nasıl gazetecilik!

Mesleğime ilk başladığım yıllarda masama oturur, Remington marka daktilomun başına geçer yaptığım röportajın veya haberin notlarına bakarak yazımı yazardım.

O yazı biter, daha sonra bir başka yazıyı yazardım.

Sadece ben değil, tüm meslektaşlarım bu tempoyla çalışırdık.

Yakın çevrem bilir, hep bizim jenerasyonun şanslı olduğunu söylerim.

O yıllarda Gazetecilik Yüksek okulları yavaş yavaş kuruluyordu. Bizler alaylı gazeteciler olarak yetiştik. Yani mesleğin her dalında çalıştık.

Bununla birlikte baskı tekniği olarak da bugüne kadar çok teknik öğrendik.

Mesela ben HAYAT MECMUASI’nda başladığım için mesleğe o yıllarda Türkiye’nin en kaliteli baskısı olan Tifdruk (Derin Baskı) ordan HÜRRİYET’e geçtim. Tipo baskı (Yani Rotatif ile basılan kurşun ile dizilen bir teknik.)

Daha sonra ise soğuk ofset-sıcak ofset diye diğer teknikleri öğrenerek gazeteciliğimi sürdürdüm.

Bizim jenerasyon gazetecileri olarak hem Üniversitelerde okur hem de gazetecilik yapardık.

Ben mesela YILDIZ MÜHENDİSLİK’de akşam bölümünde okurdum. Fakat o dönemin bir çok ünlü gazetecisi Hukuk veya İktisat Fakültesi öğrencisiydi.

O yıllarda ve çok uzun yıllar boyunca kurum-kuruluşlar ve önemli kişiler basın toplantıları yaparak duyurmak istediklerini halka, biz gazeteciler aracılığı ile duyururlardı.

Romanya’ya geldiğimiz yıllarda da derneklerimiz ya da şirketlerimiz de duyurularını basın toplantıları veya basın bildirileri ile yaparlardı.

Bizler de resimler çeker, yazar, çizer gazetemizde yayınlardık.

Aslında normalİ de bu. Böyle olmalı ve böyle de devam etmeliydi.

Ya şimdi öyle mi?

Etkinliği kamuoyu ile paylaşma gereği duyanlar Facebook veya bir başka sosyal medya yoluyla duyuruyor duyurmak istediklerini.

O duyuruların ne kadarı hedefini buluyor tartışılır.

Ama öylesi işlerine geliyor sanırım. Bence bu basın ile yüz yüze gelmek istememelerinden değildir.

Böylesi kolay olduğu içindir.

Ama yazılı basın yazdığında ne kadar çok ses getirdiğini de çok iyi biliyorlar.

Aslında "kendi çalıyor kendi oynuyor’’ denilen bu sosyal medya paylaşımları bizim de işimize geliyor.

Haber değeri olmasa bile kibarlık ve meslek aşkına cepten masraf edip bir de en kıymetlimiz olan zamanımızı harcamamış oluyoruz.

Gazetelere gelen her duyuru veya muhabirlerinin yazdığı her haber yayına girecek diye bir mecburiyette yok. Olamaz da.

Hani "Nerde o eski bayramlar?" derler ya.

Ben de ‘’Nerde o eski gazetecilik?’’ demek istedim.

...Ve ‘’BU NASIL GAZETECİLİK’’ dike hayıflanıyorum.