GÜNCEL
Giriş Tarihi : 23-02-2021 23:20   Güncelleme : 24-02-2021 00:31

“Ben Ömer eniştemin çiftliğinin kahyasıyım!”

Fedakar kayınbirader Fahrettin AYDIN çoğunlukla Türklerin kiracı olduğu ‘’Ömer’in çiftliği’’ diye tanınan eski tavuk çiftliğinden dönme sanayi sitesi gibi koskoca bir alanda dozer gibi ağır araçları kullanmak dahil yapmadığı iş yok.

“Ben Ömer eniştemin çiftliğinin kahyasıyım!”

Türkiye’den yani benim oralardan gelen İsmail KIRAY, Abdullah Yaman ve Naci AKGÜN adında 3 hemşehrim Bükreş’e gelip orta ölçekli bir marangozhane açmak için Voluntari çıkışındaki Çavuşesku'nun eski tavuk çiftliği olan Ömer ERTEN’in çiftliğinde yer kiralamasalardı FAHRETTİN AYDIN’ı tanıyamayacaktım ve dolayısıyla film gibi hayatını da öğrenemeyecektim.

   Ama, Fahrettin AYDIN’ı anlatmadan önce size Siirt’li Ömer ERTEN’i anlatmak istiyorum.

   ÖMER ERTEN’i sanırım tanımayanınız yoktur.

   Ben kendilerini 2000’li yılların başında tanımıştım. O yıllarda da Ömer ERTEN’in Çavuşesku zamanından kalma tavuk çiftliğinde de çok sayıda Türk kiracıları vardı.

   Biz de ‘’Nerede Türk var, orada HAYAT var!’’ Diyerek o yıllarda haftalık olan gazetemiz HAYAT’ı yine Hilal-i Ahmer adına bizzat dağıtmak için gidiyorduk.

   Ben de bir çoğumuz gibi birçok Türk iş adamını ilk geldiği yıllarda sığındıkları bu kümeslerden bozma yere ‘’ÖMER’in Çiftliği’’ diyorum.

   Ömer ERTEN’in bu tür on’u aşkın yeri var. Yüzlerce kiracısı var. Bu çiftliklerde kuruluşunu tamamlayıp sonradan koca koca fabrikaların sahibi olan iş adamlarımız da oldu.

   Yani ÖMER ERTEN yardımları ile malının mülkünün zekatını her zaman öder. Hatta er Cuma bir çoğumuzun ibadetini yapan Voluntar’daki Balkan Vakfı camisinin de arazisini bağışlamış.

   Yakın zamanda Ömer ERTEN ile bir sohbetimizde bana ‘’Erkan bey ben sahibi olduğum mevcut arazilerinden birin Müslüman Mezarlık yeri olarak tahsis edebilirim" diyerek benden Büyükelçiliğimize veya ilgililere bunu iletmemi istedi.

Ben de ilettim Büyükelçiliğimize.

O ‘’Müslüman Türk Mezarlık’’ konusu da ayrı bir yazı konusu.

* * *

Ömer ERTEN başlı başına ayrı bir yazı konusu olur.

Gelelim yazının asıl kahramanına.

Yani FAHRETTN AYDIN’a.

Giresunlu Fahrettin AYDIN, Siirt’li Ömer ERTEN’in kayın biraderi. Sadece Kayınbiraderi olsa iyi. Ayni zamanda eniştesini, daha doğrusu eniştesinin çiftliğin kahyası.

Çiftlikte yapmadığı iş yok. Orada yerleşik iş yerlerinin sahibi olan Türk iş insanlarımızın da eli ayağı.

Altında koca koca dozerler veya bir başka ağır iş makinası ile oradan oraya koşturuyor.

Bu aşırı efor mu, yoksa stresli hayatından mı bilmem sağlığını da bozmuş Fahrettin AYDIN.

Kalp damarlarında bilmem kaçında stent takılıymış. Yakında tekrar Türkiye’ye gidip bir dizi daha ameliyat olacakmış.

Fahrettin AYDIN’ın Bükreş’e ilk geldiği yıl 1992.

Ancak 3 yıl kalabilmiş Fahrettin AYDIN Bükreş’e bu ilk gelişinde.

...Ve özlemini çektiği vatanına ve ilk evladı canının canı, ilk göz ağrısı kızı ÜMMÜHAN’cığına geri döndü.

Fakat daha sonra eniştesi Ömer ERTEN tek başına koskoca işlerin üstesinden gelebilmek için kendisine el ayak olmaya hazır Fahrettin AYDIN’a büyük ihtiyaç duyup çağırınca ‘’Emir büyük yerden’’ diyerek tekrar ablasının ve eniştesinin yanına geldi.

Tarihler 2000 yılını gösteriyordu.

İşte bu defa geliş o oldu Fahrettin AYDIN için.

Bükreş’te yalnızlığı daha fazla dayanamayınca Magdalena ile bir evlilik yaparak artık iyice Romanyalı odu.

Magdalena yenge Fahrettin’e ÖMER ve ONUR AYDIN adında aslanlar gibi 2 erkek verirken kızı ÜMMÜHAN da Türkiye’de TAHA-CINAR ve TOPRAK KAMBUR adında 3 güzel mi güzel torun verdi.

Torunları verdi de. Sen gel de Fahretin’in içindeki o evlat ve torun hasretini sor.

Fahrettin AYDIN anlatıyor bundan sonrasını:

Abi Ömer enişteme önce teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.

Önce biraz kendimden bahçedeyim. 9 kardeşiz. 3 erkek 6 kız. Abilerim Halil Aydın, Hacı Aydın.

Ablalarım ise Zehra Bayram, Hatun Demirel, Neljla Canik, Nurten Balcı Ayten Ergül ,Gülender Erten.

Her ne kadar abilerim ve ablalarım benden büyük olmasına rağmen en yaşlı ben görünüyorum. Çünkü en çok çileyi ben çektim. Ailenin yükü benim üzerineydi çünkü.

14 yaşında gurbete çıktım ekmek parası için. Hayatımı anlatsam roman olur, sayfaların yetmez. Acılarımı hep içime gödüm.

Gelelim asıl konuya. Bu ‘’Ömer’in Çiftliği ‘’ denilen yerde dolayısıyla Romanyada sağlığımı kaybettim. Artı torun sevgisine onların hasreti ise beni daha çok hasta etti.

Gözümü bile burada badana boya yaparken kaybettim.

Ben iyilik yapmayı çok severim. Bizim burada Türk kiracılarımız 24 saat beni arayabilirler. Hepsinin elimden geldiğince dertlerine derman olmaya çalışıyorum.

Yani ben eniştem Ömer’in çiftliğinin kahyasıyım.

Buradaki çocuklarım yanımda ama uzağımda olan ilk göz ağrım canım ÜMMÜHAN’ım , canım torun ve değerli can dostum diyebildiğim Şahin DEMİR,Doktor Kemal KAPANOĞLU , Ali DOĞRU, Ümit DEMİR ve Ertan KESKİN adlı çocukluk arkadaşlarımın özlemleri burnumda tütüyor..

Hepimizin burada yaşadığı bir hikayesi ve buradan vatanda özledikleri ve yakınları var.

Ne demiş şair?

BEKLEMEK GÜZEL ŞEYDİR AMA SONU OLURSA

AĞLAMAK DA GÜZELDİR

SONUNDA SUSULURSA

BEKLEMEK GÜZEL ŞEYDİR

SONUNDA KAVUŞULURSA.

Erkan ERUYSAL