GÜNCEL
Giriş Tarihi : 12-01-2021 00:28   Güncelleme : 12-01-2021 00:28

“1990 yılına kadar Sultanlar gibi hayat yaşadım!”

“1990 yılına kadar Sultanlar gibi hayat yaşadım!”

Romanya ‘ya ilk gelen ve kendi adına bir ilk Türk şirketi kuran iş insanı kim derseniz? Ben de BURHAN ÖZATA derim, Romanya Ticaret Müşavirliğimiz kayıtları da, hatta Romanya Ticaret Odasının kayıtları da Burhan ÖZATA olduğunu mutlaka doğrular.

   Rahmetle andığım Burhan ÖZATA’yı Romanyaya getiren nedenlerin yanı sıra Romanya ile ilgili anılarını da yazmak benim boynumun borcu olarak görüyorum.
   Neden diye sorarsanız?

   Şu anda bu güzel dost ve kardeş ülke Romanyada kendi evimizdeymiş gibi rahat, bir elimiz balda, bir elimiz yağda yaşıyorsak bizden önce gelen akıncılarımızın neler yaşadıklarını da bilmemiz gerekir.

   İşte rahmetli Burhan (BURHAN ÖZATA) ile ilgili yazmakta olduğum bu yazı inanınızki Romanya - Türkiye ekonomik ve sosyal ilişkilerine çok büyük ışık tutacak.
   Asıl konuya girmeden önce konunun biraz etrafında dolaşarak bazı mesajlar vermek istiyorum.

Burhan, ne kadar eski Romanyalı ise ben de o kadar eski Romanyalı sayılırım. Çünkü, 1971 yılında GÜNAYDIN’ın kardeş yayını GÜN gazetesinin Ankara temsilciliğini yaptığım yıllarda Burhan’ı Ankara Bölge reklam sorumlusu olarak yanıma geçici olarak geldiğinde tanımıştım.

   Burhan’ı tanıyanlar bilir. Devamlı gülen yüzü, esprili hafif erotik konuşmaları ve hayli cömert davranışları ile çok kısa zamanda çok büyük dostluklar edinebilen bir kişilik sahibiydi.

   Bu davranışlarından dolayı ona bazı uyarılarda bulunup dikkatini çekmiştim.
   Ama o hiç umursamadı bunları.
‘’Ben böyleyim Erkan’’ dedi. Daha sonra İstanbula merkeze döndü.
İşte o tanışıklık yıllar yılı taaa vefat ettiği 30.12.2017 tarihine kadar kesintisiz sürdü.
    *    *    *
Çok seveni vardı. Ama sevmeyeni de yok sayılmazdı.
   Hatta en yakın “Canım dostum” diyerek ondan 100 - 200 dolar borç para alıp da arkadan konuşan yakınları da vardı. Ama o hep güler geçerdi.
Bu arada hepinizin tanıdığı oğlum Serkan’ın da bizi arabası ile o zamanın İSTANBUL’un tek özel hastanesi olan “Caddebostan Doğum Kliniği”ne eşim ve beni götürmüş Serkan’ın doğduğu dakikaya kadar benim yanımdan hiç ayrılmamıştı.
Böylesine sevgi dolu ailecek görüştüğümüz bir can dostumdu.
Nurlar içinde yatsın!

  Aşağıda okuyacağınız yazı 2001 yılında HAYAT gazetemizin yayına başladığı ilk yıllardaki sayılarında BURHAN ÖZATA ile yaptığımız röportajdan alınmıştır:
“1990’a KADAR ROMANYADA PADİŞAHLAR GİBİ YAŞADIM’’

   1970’li yıllar. ...Türkiye yine sancılı günlerinde. Oysa Romanya Kominist rejimin en sıkı kurallarının hüküm sürdüğü kapalı bir kutu.
S.Burhan ÖZATA Türkiye’nin bunalımlı günlerinden kaçmayı değil, ama tüm insanlara küskün olduğundan. Küstüğü veya onu küstüren insanlardan kaçıp o yıllarda bir çoğumuzun turist olarak dahi cesaret edip gelemeyeceği Çavuşesku’nun ülkesi, Romanya’yı tercih etti.
   Burhan’a “Neden Romanya?” Dediğimde önce derin bir “OH” çekip bakın geride bıraktığı yılların hikayesini kendi ifadeleri ile virgülüne dahi dokunmadan size aktarıyorum.

   “Ben buraya geldiğim zaman hiçbir insanın Romanya’ya gelmeye cesareti yoktu.
   Aynı işi yapan o zamanlar Hüseyin GÜNEŞ diye bir arkadaşım vardı. Benden sonra buraya yerleşik olarak gelen olmadı. 1990’dan önce buraya yerleşik hiç bir Türk gelmedi.

   Mesela Reyhan SİPAHİ geldi. Cesaretleri yoktu. Türkiye’de yaşıyorlardı. Turist olarak gelip iş yapmaya çalışıyorlardı.

   İlk firmamı kurmaya gelince; 77 senesinde kızımın adı olan ‘’EBRU TİCARET’’ diye bir şirket kurdum. Fakat o zamanlar yabancıya oturum izni vermiyorlardı. Bu yüzden İsviçre’de 50.000 (Elli bin) İsviçre Frangı sermayeli Cenevrede bir şirket kurdum. Bu şirketin bir şubesi olarak Bükreş’te bir ofis açtım. O yıllarda yabancılar burada bu şekilde iş yapabiliyorlardı.

   İddia ediyorum her ne kadar sıkı bir rejim içinde ticaret yapmama rağmen 1990 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğunun hiçbir Sultanı benim yaşadığım rahat hayatı yaşamamıştır.

   Çünkü onlarda hayat rizikosu vardı,ölüm korkusu vardı, zehirlenme, sabotaj korkusu vardı, şusu vardı busu vardı. Oysa benim burada hiçbir rizikom yoktu. Komünist bir rejimde yaşıyordum. Ama ben hiç politikaya, kaçakçılığa karışmıyordum. Karımadım da. Ticaretimi yapıyordum ve ben burada özlenen, aranan adamdım. Çünkü Romanyanın malını dış ülkelere ihraç ediyordum ve Romanya’ya döviz kazandırıyordum.

   Bu yüzden de bana polis dahil her makam tarafından imtiyaz veriliyordu. 1990 ihtilaline kadar Romanya’daki yabancı iş adamları adeta bir diplomatik dokunulmazlığa sahipti. Arabalarımızın plakaları dahi özeldi. Özetle Beşir nevi Romanya Devletinin koruması altındaydık.

   Böylesine sıkı bir komünist rejim içinde bizim bu imtiyazlı yaşantımız için Türkiye’den beni arayanlara ‘’Attınız beni bu komünist memlekete. Sürüm sürüm sürünüyorum’’diye serzenişte bulunur dalgamı geçerdim.

   Rejim değişikliğinden sonra buraya gelenlere de bir kaç laf etmem gerekiyor.

   Sermayelerinin kuvvetlisini kişiye güven verse de dürüst olmayan kişiler bu lekede kazandıkları parayı mutlaka dönüşümlerini yine para kazandıkları Romanya’ya yatırarak büyüyebilirler. Ben bu prensiple hareket ettim.

Ve iddia ediyorum bu prensiple hareket eden herkes başarının anahtarını yakalayacaktır.

ERKAN ERUYSAL