|
Tümdünya ülkelerini etkileyen ekonomik kriz başta Yunanistan, İtalya, İspanya gibi ülkeler ile birlikte serbest ekonomi ile yeni tanışan Romanya'yı da çok etkiledi. Yaklaşık iki yılı aşkın bir zamandır ekonomik kriz ile mücadele veren Romanya'daki Türk iş adamlarımızın yapısı zayıf olanlar dahil bazıları başka başka ülkelere gittiler. Türkiye'ye dönen iş adamlarımızın yanı sıra Kara Kıta Afrika'ya da gidenlerimiz çoğunluktaydı. Romanya'da yerleşik ya da Romanya'dan gitmek istemeyen iş adamlarımızdan 2012 yılında ekonomik kriz ile ilgili beklentilerini sorduğumuzda ortak kanının "bu yıl da ümidimiz yok" dendiği gerçeği anlaşıldı. Sivil toplum örgütlerimizden Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Tamer Atalay, TİAD Başkanı Ömer Süsli, Dobruca TİAD Başkanı Hacı Vural, Romen-Türk İş kadınları Derneği Başkanı Birgül Şenyuva'nın yanı sıra sektörlerinde söz sahibi iş adamlarımız ekonomik kriz ile ilgili şunları söylediler:
Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tamer ATALAY: “Paniğe kapılmaya gerek yok, krizden sonra ayakta kalan firmalarımızı güzel günler bekliyor”
Herşeyden önce bu sene Romanya’da seçim yılı. Bir taraftan seçim yılı olması ve bir taraftan global ekonomik krizden ciddi bir şekilde etkilenen Romanya olması iş adamlarımızı da ciddi bir şekilde mağdur edip sıkıntıya soktu. Bu nedenledir ki birçok iş adamımız eğer elinde ciddi bir projesi yoksa veya ileriye dönük ciddi yatırımları yoksa maalesef Türkiye’ye dönmek zorunda kaldılar. İş adamlarımızın işlerini kaybetmesi buradaki mevcut konumlarını yetirmesi Türk toplumu adına Romanya’daki bizler için üzücü bir olay. Ama yine de bir paniğe kapanmamak lazım. Bu ekonomik kriz yalnız Romanya’yı etkileyen bir kriz değil bütün dünyayı etkileyen bir kriz. Bunu böyle düşünmemiz lazım. Romen hükümeti bu krizi en az zararla atlatabilmek için politik riskleri göze alarak, kendi koltuklarını da göze alarak (Başbakanın koltuğunu kaybetmesinin sebebi budur) İMF’nin acı reçetesini uygulamak zorunda kaldılar. Bunun sonucunda da Romanya bir Yunanistan olmadı. Bütün Avrupa ekonomik olarak etkilendi. Böyle bir dönemde Romanya’nın ekonomik verileri artık pozitife geçti. Romanya artık krizden yükselişe geçen bir döneme girdi. Bu büyük bir rahatlama olmasa da Romanya’nın doğru yolda olduğunu ve artık geçmiş büyük sıkıntıları aşarak daha pozitif bir döneme girdiğini gösteriyor. Zaten Maliye Bakanlığı yetkilileriyle ve hükümetin çeşitli bakanlarıyla görüşüyoruz. Onlar da bize Türk iş adamlarının paniğe kapılmamasını, bu krizin geçici olduğunu ve verilerin olumlu bir şekile dönüşmeye başladığını belirtiyorlar. Fakat böyle bir dönemde Türk iş adamları olarak hepimiz bazı giderlerimizi gözden geçirerek daha ekonomik bir politika izlememiz gerekir. Bu dönemi en zaratsız bir şekilde atlatmamız lazım. Çünkü bu ilelebet sürecek ekonomik kriz değil. Bu dönemi geçirip ayakta kalan Türk firmaları gelecekte çok ciddi hamleler yapıp önemli yerlere gelecekler. Çünkü bu dönemde birçok sektörde yüzlerce iş yeri kapattı. Bu da şu demek; Ekonomik kriz geçtiğinde ayakta kalan firmalar rekabet açısından daha olumlu bir atmosferde çalışacakalar çünkü rakiplerinin çoğu kapatmak zorunda kaldı. Bu yılın seçim yılı olması Romanya’daki en önemli sorun şu anda. Belki önümüzdeki ilkbahardan itibaren geçici ekonomide bir rahatlık olacağını düşünüyorum. Birçok projenin hayata geçmesi için çalışmalar var, ihaleler başladı. Türk iş adamlarının bunları takip etmeleri lazım. Diğer şehirlerdeki projeleri iyi izlemeleri lazım. Tabi en önemlisi de banka kredilerinden uzak durulması lazım. Şu anda banka kredileri alıp bu ekonomik krize yakalanan iş adamlarımızın Allah yardımcısı olsun. Çünkü zor dönem. Bankalarla karşılıklı anlayış içerisinde bir takım kolaylıklar yapılması lazım. Türk iş adamlarımız bu konularda tecrübeli. Türkiye uzun yıllar ekonomik sıkıntılar yaşadı. O yüzden biz tecrübeliyiz. Kendimizi korumasını biliyoruz. Parası olan iş adamlarımız için cazip fırsatlar da var. Mesela önümüzdeki günlerde Devletin gayrimenkul sahibi kurluşu RAPPS, birçok şehirde elinde bulundurduğu gayrimenkulleri, evleri, arsaları, otelleri satışa çıkarıyor. Bu bilgileri iş adamlarımız ilgilendikleri taktirde Odamızdan temin edebilirler. Geçici hükümette, eski hükümette olduğu gibi Türkiye-Romanya Ticaret ve Sanayi Odası’nın çok yakın ilişkiler içinde olduğu, iş adamlarımıza pozitif Bakan dostlarımız da yeni kabinede görev aldı. Önümüzdeki Nisan-Mayıs ayları içerisinde Romen Bakanlarının da katılacağı Romen ekonomi forumu yapmayı düşünüyoruz. Onun yanında Odamızda belirli sürelerde, ekonomik konularla ilgili aydınlatma toplantıları yapmayı düşünüyoruz. Yeni yönetim kurulumuz da çok kuvvetli bir şekilde oluştu. Özellikle kriz döneminde Türk iş adamlarımıza sorunlarında destek olabilecek isimler aldık. Mesela Rompes’in yönetim kurulu başkanı, UTİ’nin yönetim kurulu başkanı, Romanya’nın en büyük avukat bürsosu Nestor yeni yönetim kurlumuzda yer alıyorlar.
Dobruca TİAD Başkanı Hacı VURAL: “Yeni hükümetin Romanya’daki üreticiyi destekliyecek ihracatı artıracak önlemler almasını bekliyoruz”
2008’de başlayan ve tüm dünyayı saran krizin etkilerini bugün de hissetmeye devam ediyoruz. Krizden önce Romanya ekonomisin lokomotifi emlak ve inşaat sektörü oldu. Bu sektör bütün piyasayı uzun süre canlı tuttu. Bir çok sanayici üretimi bırakıp emlak yada inşaat alanına kaydılar. Fakat krizin en çok vurduğu bu sektörün yaşadığı durgunluk diğer sektörleri de ciddi şekilde etkiledi. 2011 bütün Avrupa ve Romanya için zor bir yıl oldu. Bugün birlik üyesi olan Romanya ekonomisini Avrupa ekonomisinden tamamen ayrı olarak düşünmemiz pek mümkün değil. 2011 yılında hükümet bir çok önlem almaya çalışsa da bunlar tek başına yeterli olmadı. Euro bölgesindeki belirsizlik piyasalara güven problemi olarak yansımakta. Yatırımcılar yeni yatırımlara soğuk bakıyor ve beklemede kalmayı tercih ediyorlar. Bankacılık sektörü yeniden az miktarda olsada piyasaya kredi vermeye başladı. Bunun piyasaya az da olsa olumlu yansımaları olacağını düşünmekteyiz. Bildiğiniz gibi İtalya ve Yunanistan'ın ardından Romanya hükümeti Başbakanı Emil Boc da, uyguladığı kemer sıkma politikasına halkın gösterdiği protesto gösterileri üzerine görevinden istifa etti. Romanya 2012’ye yeni bir hükümet ve bu hükümetin yeni ekonomik politikalarıya başlayacak. 2012’de ekonominin nereye doğru gideceğini görmek için yeni hükümetin izliyeceği politikaları görmemiz gerekecek. Yeni hükümetin Romanya’daki üreticiyi destekliyecek ihracatı artıracak önlemler almasını bekliyoruz. TVA oranlarında ciddi bir reform yapılması ve temel gıda maddelerindeki TVA oranlarının düşürülmesi, lüks ürünlerde ise daha yüksek oranda vergi getirilmesinin Romanya ekonomisi için gerekli olduğu düşüncesindeyiz. Fakat yakın dönemde ekonomide çok ciddi bir iyileşme beklemiyoruz. En azından 2012’nin 3. Çeyreğine kadar durumun durağanlığını koruyacağını, sonrasında ise Euro bölgesinde ki gelişmelere paralel olarak bir miktar iyileşme olabileceğini düşünüyoruz.
Euromedialand sahibi Sabit DANIŞ: “Krediden uzak durun!”
2011 ekonomik kriz Türk iş adamlarını ve Romen iş adamlarını bildiğimiz gibi çok zor duruma soktu. Bilindiği gibi çevremizdeki iş adamlarının feryadını hergün duymaktayız. Bence 2012’de gördüğüm, krizin devam edeceği, bundan sonra yapılacak her yatırım ve işte en az 10 kere daha sağlıklı düşünmek gerek. 2012’de ayakta kalabilen iş adamlarımızın ellerinde olan yatırımlarını riske sokmamalarını ve çevrenin tahriklerine kapılıp krediyle yapılan işlere girmesini tavsiye etmiyorum. Bugünlerde evdeki hesap çarşıya uymuyor. Ekonomik veriler iyimser görünse de bu senenin yatırım senesi olduğunu düşünmüyorum.
Romanya-Türkiye İş Kadınları Derneği Başkanı Birgül ŞENYUVA: “İsviçre Frangı ve Japon Yeni ile borçlananların haklarını aramalı”
2008 yılında kriz başladığı zaman çok fazla Romanya’yı fazla etkilemez diye düşünüyordum. Çünkü Romanya’nın küçük bir ekonomisi var, nüfusu da az. Bu yüzden ekonomiyi kontrol etmek daha kolay diye düşünülüyordu. 2009 yılında da pek fazla krizin etkisi görünmedi çünkü herkesin bankalarında birikmiş paraları vardı, bunları harcıyorlardı. Dolayısıyla fazla hissedilmedi kriz. Fakat gittikçe krizin ağırlaştığını, piyasanın daha durgunlaştığını görüyoruz. Zaten büyük yabancı firmaların Romanya’dan çekildiklerini görürsünüz. Ben şunu hissediyorum. İnsanların birikmiş paralarının dibe vurduğunu, harcayacak paralarının kalmadığını, maaşlardan %25 kesinti yapıması ile birlikte insanların alım gücü kalmadı dolayısıyla ekonominin hareketlenmesi gerekiyor. Mesela Türkiye’de çok güzel bir şey yaptılar. Araçlardan KDV almadı devlet. Dolayısıyla stokta araç kalmadı ve otomotiv sektöründe işçiler de çıkarılmadı. Ondan sonra beyaz eşya sektörüne vergi alınmasın çağrısı yaptı devlet. Dolayısıyla piyasa canlandı ve stokta beyaz eşya kalmadı. Bu tür hareketler piyasayı canlandırıyor, üreticiler üretime devam ediyor, işçiler işsiz kalmıyor. Onun için Türkiye’de fazla kriz hissedilmedi ama tabiki de etraftaki kriz az da olsa etkiliyor. Bankalardan kredi alarak; özellikle İsveç Frankı ve Japon Yeni alarak yatırım yapanlar şu anda çok büyük çöküntüde. Çünkü her iki para birimi üç yıl öncesine göre üç katına çıktı. Bankalar bu sayede fazlasıyla kar etti fakat vatandaşın borcu da fazlasıyla arttı. Dolayısıyla Bankalar bunu göz önüne alarak kolaylık sağlaması lazım. Sayın Cumhurbaşkanı Basescu’nunda dediği gibi bankalar aç gözlülüğü bıraksın. Bankalar da kontratların imzalandığı tarihteki döviz kuruna indirmeleri gerekir. Zaten onların planlamalarının da döviz kuru düşükken bile karları vardı. Hele bir de böyle bu kadar artınca karları daha da katlandı. Bankaların bunu göz önüne almalı. İsviçre Frangı veya Japon Yeni ile borçlananlar muhakkak mahkemelere veya bankalara başvurup bunu normal seviyesine, kontratları imzaladıkları seviyeye çekmeleri gerekir. Türkiye’de bunun örnekleri var. Kayseri ve Denizli’de iki mağdur mahkeme başvurmuş ve mahkeme de bankaların afaki kar ettiğini ve kontratların tek taraflı yapıldığını söyleyerek döviz kurlarının konratın imzalandığı tarihe çekilmesine karar vermiştir. Dolayısıyla Türkiye’de 50 bin mağdur mahkemelerde hakkını arıyor. Dolayısıyla burada da böyle birşey başlamadan bankaların aklını başına alıp müşterileriyle görüşmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu krizin bir şekilde yönetilmesi lazım. 2011’in sonunda biraz iyiye gidiyor diye hissiyat vardı. Bu yeni hükümet değişikliği ile birlikte yine bir durgunluk başlayacak diye düşünüyorum.
Star Plast Co sahibi Hacı Mehmet DÜNDAR: “Kriz, firmaların içini boşaltanlara yaradı. 2012’den ümitli değilim”
Yaşadığımız ya da yaşayacağımız ekonomik sıkıntılarımız konusunda her branştan görüş almak istedik. Çeşitli iş kollarında faaliyet gösteren iş adamlarımızdan STAR PLAST CO firması sahibi Hacı Mehmet DÜNDAR da içinde bulunduğumuz 2012 yılında hiç de umutlu değil. Romanya'nın bir çok yerinde şubeleri ve bayiileri ile ekonominin nabzını iyi dinleyenlerden Hacı Mehmet DÜNDAR şunları söyledi: “Ekonomik krizin devam ettiği bu günlerde kriz, kriz, kriz yok mu başka kriz. Para, para, para, yok mu buna çare, diyen Napolyon gibi olduk. 2008 yılının son aylarında başlayan kriz kelimesi hala herkesin dilinde bu gidişle de pek biteceğe benzemiyor. Kriz başladı insanlar ilk zamanlar kriz dillerindeydi, hissetmediler. Sonra yavaş yavaş her kesim içten içe hissetmeye başladı. 2009 yılı bir çoğumuz için batak yılı oldu, bir çoğu içinde kurtuluş yılı oldu. Neden bir çoğu için kurtuluş yılı oldu dedim. Krizi bahane edip firmanın içini boşaltanlar ve firmaları iflasa götürenler. İflasını isyenler tam net olmamakla beraber 2010 yıl sonu “radiate” (silinen) firma sayısı 224421 / 2011 yıl için buna 37.195 firma eklenmiş. Yine 2011 yılında “suspendate” (dondurulmuş) olan yani iflasını bekleyen firma sayısı 22.243. Mahkeme süresini bekleyenler, firmayı bloke edenler, bu sayı korkunç şekilde artarken nasıl krizden çıktık diyeceğiz. Sonuç üzücü ama pes etmemek lazım. Benim değinmek istediğim konu bu kriz bize bir defa daha gösterdi ki Romanya’da ticaret kanunlarının boşluğunu iyi değerlendirenler, Krizi fırsat bilip firmanın içini boşaltanlar, bunlara bir yaptırım yok. Bunu fırsat bilenlerin kriz kurtuluşları oldu. Benim müşterilerimden firmaları iflasa götürenleri biliyorum, altındaki arabaya bir çoğumuz binemiyoruz, oturdukları yer villalarda, bu nasıl iflas oluyor, bu dediğim gibi firmanın içini boşaltmış olanlardır. Burada gerçekten yapacak bir şeyi olmayıp da iflas edenler ayrı, onları sorgulamıyorum. Sen gidiyorsun adama ne olacak benim alacak diye sorduğunda (imi pare rau) üzgünüm yapacak bir şey yok firma iflasta, iflas belgesini alınca sana da gönderirim diyor çekip gidiyor. İflas belgesini gönderince sen muhasebenden siliniyor adamın borcu kanunen silinmiş oluyor. Senin bu saatten sonra yapacak hiç bir şeyin yok (yasa dışı hariç) iflas edene kanunda bir yaptırım yok. Var ama çok basit, kanunun yaptırımı şu diyorki: Sen bir daha firma kuramazsın, bir başka firmada yönetici olamazsın diyor başka hiç bir yaptırımı yok. Adam da devlete teşekkür ediyor, gidiyor. Nereye? dosdoğru ticaret odasına, hemen bir yeni firma kurmaya müracat ediyor. Kimin adına? ya eşinin adına yada çocuğunun adına veya bir başka tanıdığının adına. Ne oldu önceki iflas eden firmadan boşaltıklarını bu firmada kullanarak hem de bir çoğu aynı işi yaparak devam ediyor. Sen de belki de hergün onun önünden geçiyorsun için için bakıp gidiyorsun. Ben şimdi soruyorum; bu ülkede bu kanunla nasıl ticaret yapacağız nasıl krizden kurtulacağız, nasıl her gün kriz, kriz demeden yaşayacağız bilen varsa söylesin (gayri resmiyetin dışında) söylesin. Evet devam ediyoruz 2009 yılı böyle geçti. 2010 yılı her kesimin krizi tam hissettiği yıl oldu. Herkes dediki 2010’u atlatırsak yırttık paçayı dedi ama maalesef 2009’dan daha kötü geçti. Geldik 2011 yılına Avrupa ve İMF dediki 2011 yılı Romanya için yavaş yavaş büyüyeceği yıl olacak dediler. Yine boş çıktı. Şimdi gözler 2012 yılındaydı. 2012 kurtuluş yılımız olacak dediler. Bu defada hükümet kanadından gelen açıklamalar yine umutlarımızı söndürdü. Bir araç yasası çıkardık çıkaracağız dediler 2007’den önceki araçlara ilave vergi dediler, bir çoğumuzu heyecan sardı ellerimizdeki eski araçları nasıl elden çıkarız diye düşünürken gelen tepkilerden dolayı Allah’tan 01.01.2013 yılına uzattılar. Yani önümüzdeki yıldan itibaren geçerli olacak. Buradaki amaç eski araçları temizlemek. Tamam güzel temizlensin ama bundan en fazla yine gariban kesim etkilenecek. Şunu söyleyeyim benim bu yılda fazla bir beklentim yok, bu yıl parası olanlar için yatırım yılı olabilir. Gayri menkul, ev almak isteyenler için tam fırsat bu yıl. Bu sene bir de seçim senesi, eğer seçimleri de, her iki seçimi bir arada yapabilirseler belki 2013’e umutla bakabiliriz. Herkesin bu soğuk hava şartlarında kendilerine iyi bakmalarını sağlıkla kalmalarını diliyorum.”
İsmini vermek istemeyen iş adamımız: “Bu kriz 2012 ile kalmayacak, bu duruma alışmamız lazım”
2012 bizim şu anda bulunduğumuz haritada kolay geçmeyecek ve bu iş 2012 ile de kalmayacak. Artık bu olaya alışmamız gerekiyor, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Zaten bunu aklı başında olan herkes görüyorda söylüyorda. Çünkü insanlar 10-15 yıllık alışverişlerini ve tüketimlerini bir anda yaptılar ama bunun şimdi yeni yeni farkına varıyorlar. Hiç kimse eskisi kadar borçlanmayı ve alışverişi düşünmüyor.
|